Liderlik Konferansı / YGA Sıradışı Liderlik Yolculuğu Anı Defteri

Sinemcim merhaba,
Umarım keyfin yerindedir, bir süredir görüşemiyoruz; özlüyorum seni ve anılarımızı. Vefasız olan biraz da benim aslında, son 2 aydır ciddi bir yoğunluk içerisindeydim, cumartesi günü keyifli bir yorgunlukla ve mutlu bir tebessüm ile bitti. Merak ettiğini biliyorum, ben de sana her şeyi anlatabilmek için çok heyecanlıyım.
Beni bilirsin genelde yoğunumdur, bir şeylerle uğraşırım sürekli ama artık hayatımda şimdiye kadar yaptığım her şeyden daha farklı ve değerli bir şey var. Senin bana kızdığın gibi yorgunluk mutsuz etmiyor beni artık aksine değiyor her saniyesine. Young Guru Academy üyesiyim 4 senedir. Kızma bana 4 senedir anlatmadım hiç diye anlamak ya da benimsemek uzun sürdü biraz benim için belki de. Tam olarak bu sene kendimi verebildim ve artık YGA üyesi değil, YGA olabildim. Sana da en doğru şekilde şimdi anlatabileceğim. Anlatılacak çok şey var ama özetle YGA sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirirken liderlik kabiliyetlerimizi de geliştirebildiğimiz bir liderlik okulu. Liderlik okulu kısmını hiç anlamıyorsun çünkü o kendiliğinden edinilebiliyor; ne kadar karşılığında bir şey beklemeden çalışır, emek verirsen o kadar geri dönüyor sana. Asıl amaç da bu şekilde liderler yetiştirmek. Burada insanları tanısan ne demek istediğimi anlardın; hepsi o kadar farklılar ki. İnsan ilk gördüğünde seviyor ve takdir ediyor. Bu kadar başarılı gerçek birer hizmetkar lider ve şu an gözünde canlandırmaya başladığın gibi kendini beğenmiş, emir vermeye hazır alışılagelmiş  liderlerden değil. Ülkemiz için, insanlar için hizmet ederken liderliği öğrenmiş oluyoruz. En önemli kısmı tabii ki neler yaptığımız. Yaptığımız projeler o kadar keyifli ki burada olsan bir parçası olabilmek için sabırsızlanırdın eminim. En büyük umudumuz eğitim. 11-12-13 yaş grubu çocukları ile her hafta bir araya geliyoruz; hayattan, liderlikten, Atatürk’ten bahsediyoruz. Sonrasında da onları bırakmıyoruz, yanlarında olmaya çalışıyoruz. Örneğin benim bir yıldız adayım var; 13 yaşında, adı Elif. 2 günde bir mailleşiyoruz, telefon ile görüşüyoruz. Nasıl bir heyecan, keyif anlatamam; benim özlemini çektiğim kardeşlerimden sadece biri. YGA’da hepimiz hayal ortağı diyoruz birbirimize, koskocaman bir hayalin ortağıyız, Atamızın hayal ortağı olmaya çalışıyoruz tüm heyecanımızla.
Küçüklüğümüzden beri birlikte ülkemize yapılanlara bakar sinir olurduk, hatırlarsın. Neler yapabileceğimiz ile ilgili birlikte hayaller kurar, İstiklal Marşı’nı büyük bir gururla bağırarak okur, okumayanlarla kavga ederdik J 10 Kasım’larda çevremizdeki herkeste aynı bilinci uyandırmak için küçücük halimizle Atatürk ile ilgili konuşurduk da konuşurduk. Yetmezdi tabii bize, Atatürk’ün resmini her gördüğümde başımı eğerdim. Şimdi büyük bir gururla bakıyorum çünkü ümitliyim artık. O zamanlar belki çevremizde çok yok bizim gibiler diye düşünür, hayıflanırdık ama YGA’lıları ve onların heyecanlarını görünce umutluyum. Böylesine heyecanlı ve canını dişine takan insanlarla küçük bir grup bile olunsa birçok şey değiştirilebiliceğini görüyorum. YGA’ya bizler gibi hayal ortakları, dostlar bulmak bizim için çok önemli. O yüzden ilk basamağımız olarak bir seminer düzenleyip burada YGA’ya başvuran arkadaşlarımız ile tanışmayı amaçlıyoruz. Onlar bizi daha yakından tanıyıp, kısa bir sürede olsa deneyimleyebiliyorlar. Konferans, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda oluyor; İstanbul’un en büyük salonu, 2 bin kişilik. İnanmak gerçekten zor ama Türkiye’nin dört bir köşesinden katılımcıları  ağırlıyoruz. Bu sene 17 bin kişi başvurdu Sinem. Senenin başında 10 bine zor diyordum; Sinan Abi’nin (YGA’nın kurucusu) 20 bin demesiyle ben de neden olmasın dedim ve inandım. 17 bin oldu; 916 kadarı ODTÜ’den başvurdu. ODTÜ’de olduğum için buradaki tanıtımlarda çalışabildim, epey uğraştık ama değdi. Demiştim ya inanılmaz keyifli bir yorgunluk bu, sonunda mutluluk getiren. Gerçi ODTÜlüler kızdırıyor beni bazen, bilinçli olup, aksiyona geçmesi gerektiğini beklediğim ODTÜlüler umursamaz davranıp, kendi kariyerleri vs. dışında bir şey düşünmez olmuşlar. Allah doğru kişilerle tanışmamızı nasip etsin; biliyorum ki bir yerlerde var. Böyle büyük bir organizasyondu. 17 bin kişiden elemeler yapılarak 2 bin kişi seçildi. Ankara’dan 9 otobüs kaldırdık; 9 otobüs dolusu insan. Nasıl heyecanlıydım bir görsen, hepimiz elimizden elini yapıyorduk. Herkesi telefonlarla aradık, buluşma yerimizi belirledik, gerekli dokümanları hazırladık. Her şey hazır olduğunda her beraber yola çıktık. Katılımcıların heyecanını görmek de inanılmaz bir şey. Sinan Abi’nin kitaplarını dağıttık. Ufak bir mola verdik sonra da kahvaltı için Tuzla’da durduk. Biz kendimize hep en hızlı ve en çok hata yapan sivil toplum örgütü diyoruz. İşte ilk hatamız da burada başladı. Neredeyse Türkiye’den kalkan bütün otobüsler buluştuk burada; tabii ne kalabalık, kimse yemek alamayacak. İnsanlar başladı bize homurdanmaya. Neyse ki başka yerlerden de yiyecek bularak biraz çözdük denebilir ama yaşadığım o stres de anlatmaya değerdi. Şimdi ise gülümsüyorum sana bunları yazarken ne kadar toyluğumuza geldi ama ne güzel öğrendik diye J Vardık İstanbul’a. İçeri girme heyecanı; başlamak üzere diye koşuşturmalar, salon düzenlemeleri… Nasıl bir atmosfer var görmeliydin; herkes o kadar heyecanlı, mutlu ki. Emeklerimizin meyveleri gelecek birazdan içeriye her şey mükemmel olsun istiyoruz. 2000 kişi doluyor salona. 2 bin kişi hevesli bir şekilde yerlerinde kıpırdanarak başlayacak seminerleri bekliyorlar. Ufak bir müzik lezzetinden sonra konuşmacılar çıkmaya başlıyorlar. Gökhan ve Enis şu an eşbaşkanlık yapıyorlar YGA’da. Sahnedeler, o kadar yakışıyorlar ki oraya birlikte. YGA’yı onlardan belki kaçıncı kez dinliyorum ama ben bile hala bir kelime bile kaçırmamak için dikkat kesiliyorum. İkisinin de istekliliğini, gönüllülüğünü ve kendilerini ne kadar adadıklarını görmek mümkün. O sırada bir anket sonucu açıklanıyordu. Liderlik tanımına en uygun kişi Atatürk çıkmış; salonda çıkan alkışı duymanı isterdim. Durmak bilmeyecek sandım, coşkuyla katıldım ben de. Gökhan sahnede saygıyla boynunu hafifçe öne eğdi; bir kere daha tüylerim diken diken oldu, doğru yerde olduğumu bir kez daha hissedip huzur buldum. Ardından İzzet Karaca, Erhan Erkut gibi konuşmacıların sunumları geldi. Ufak tefek de olsa organizasyon ile ilgili detaylar için hepimiz koşuşturuyorduk. Elinden geleni yapmak buydu gerçekten çünkü biz zaferden değil, seferden sorumluyduk. Böyle bir atmosferi hayal edebilmek bile zor. Aynı amaç için toplanmış bizlerle birlikte 2 binden fazla kişi, aynı salonda bir olmuş; tek yürek, tek zihin olmuş. Sinan Abi çıktı en son hem de bizim seans yaptığımız 2 çocuğumuzun sunuşu ile çıktı. Ne güzel bir sahne; onların Sinan Amca demesi; ilerliyoruz Sinemcim büyük bir umutla. Umuyorum benim de seanstaki çocuklarımın bana teyze diyebildiğini duyacağım. Bitiminde sahneye çıktık hep beraber YGA olarak. Katılımcılar ayakta biz ayakta sahnede. Alkışlıyoruz birbirimizi. Hayatta yaşanması gereken en değerli anlardan. Hazan’ımız var bizim İstanbul bölge lideri YGA’da. Birbirimize baktık bir ara sahnedeyken. Gözlerimiz sulandı ikimizin de böyle bir sahne karşısında. Gururlandık. Otobüsleri yolcu etme telaşı ile ne zaman bitti, ne zaman dağıldık anlayamadım. YGA olarak toplanıp bir kutlama yemeğine gittik. Bütün gece uyumayıp son 2 gündür koşturuyordum; fiziksel olarak yorgunluğumu anlatamam ama o insanlarla birlikteyken ilginç bir şey oluyor; eser kalmıyor. Herkesin  mutluluğu yüzünden anlaşılıyor. Bir arada olmanın, sohbet etmenin iyice keyfini çıkarıyoruz. Gerçek bir aileyiz bu restoranın salonunda yemek için toplanmış. Nihavend şarkılarıyla neşemize neşe katıyoruz. Bir aile ile yenebilecek daha keyifli bir yemek düşünemiyorum. Aynı mutluluk, aynı huzur, aynı heyecan yaşanıyor. Hayal ortakları olmanın tadına varıp, bunu özleyeceğimi bilerek Ankara’ya yola çıkıyorum ben de devamında.
Sabaha karşı hatta sabah vardık Ankara’ya. Saat 14’e kadar uyudum J Attım yorgunluğumu, dünün aklımdaki fotoğrafları ile mükemmel bir güne başladım. Ne kadar huzurluyum şu an biliyor musun, kendim için, hepimiz için çok güzel bir şey yapmış olmanın gururunu yaşıyor gibiyim, devamı da çok güzel olacak inşallah. Yeni YGA’lılar aramıza katılacak önümüzdeki heyecanımız da bu. Sabırsızlıkla bekliyoruz yeni hayal ortaklarımızı.
Ne kadar duygu ve heyecan yüklü olduğumu anlamışsındır ve benim için bu kadar önemli olan YGA’nın  gerçekten neler yaşattığını görmek istiyorsundur, biliyorum. Umuyorum en kısa zamanda haberdar olmaktan ziyade sen de içinde olabileceksin. Çünkü bir hayalimiz de Türkiye’den sosyal sorumluluk projeleri ihraç etmek. Umarım oraya da ulaşacağız ve bir kere daha dostluğumuzu aynı hayalin ortaklığı ile pekiştireceğiz.
Seni çok özleyen,seven dostun Gizem.


- Gizem Yeşildere