Seyir Defteri
 

Urfa'ya ALK projesi için yola çıktığımda içimde bilmediğin bir ile gitmenin ve 14 haftalık bir projenin ilk haftasını gerçekleştiriyor olmanın çekinceleri ile bu hayale ortak olabilmenin heyecanı vardı.
İlk gün seanslardan itiberen en çok dikkatimi çeken olay çocukların seansın başlarında hiç söz almak istememesi ve seansın sonlarına doğru söz almak için büyük bir istek duymalarıydı. Onların gözlerindeki o ışıltıyı ve heyecanı görmek büyük bir mutluluk kaynağıydı benim için. İlk gün son seanstan sonra okuldan ayrılacakken öğrencilerden birinin ‘Engin abi senin adını ömür billah unutmam’ demesi benim icin paha bicilmezdi. Yine o anda bir gönüle girebilmenin verdiği haz ve mutluluk anlatılamazdi. Her seanstan çıkışımda şunun farkına vardım ki Türkiyenin 4 bir yanında keşfedilmemiş yüzlerce cevher var. Urfa seferinde çıkmış olmak benim için anlatılamaz bir deneyimdi, hayatıma anlam katan bir deneyim...

- Engin Ünlü

 

Anadolu’ya Beyin Göçü Projesi’ne gönüllü katılmam için ne sebeplerim vardı? Hayatımın birkaç yılı yurtdışında geçtiği için bunu telafen ülkeme birşeyler mi geri döndürmek istemiştim? Yoksa bugüne kadar edindiğim vizyonu genç nesillere ilham yoluyla verecek olmanın heyecanı mı? Yoksa yüce önderimiz Atatürk’ün ‘Beyaz Zambaklar Ülkesi’ hayalinin inşa eden bir hayal savaşçısı olma hayalim mi? Aslında hepsinden biraz.
Gaziantep’te geçireceğim bir haftanın bana her yönüyle eşsiz bir deneyim olacağını biliyordum, heyecanım ruhumdan taşıyordu, ama korkmuyordum, kendimden emindim, çünkü ihtiyacım olan her anımda bana yol gösteren işaretin karşıma çıkacağını biliyordum.
Okulda ilk gün, ilk dersime çıkıyorum, okul duvarında karşımda bir yazı: “Eğitimde feda edilecek birey yoktur” Mustafa Kemal Atatürk. Hoş geldin Ata’m, benimle birlikte olduğunu biliyordum. Beş gün bir soluk hızında geçti. Çocuklar merakla, ilgiyle derse katılıyordu, kimi zaman diğer sınıflarda dersime tekrar tekrar girerek sınıfları tepeleme doldurmuşlardı. Alev alan bir kıvılcımdı bu aramızdaki ve durduramıyorduk. Çoğunun hayat hikayesi zorlu ve hazindi. Ama ağlanacak hal aslında bugüne kadar bizim görevlerimizi eksik yapmamızdı. Doğuyla batı arasında eğitim uçurumu oldukça bunun ucu bize her zaman kötü dokunacak. Ben burada bir iyilik bir yardım yapmıyordum bunun farkındaydım.  Burada yaptığım şey kendi güvenli geleceğim için bu çocukları benimle aynı faza çekmeye çalışmaktı. Tabi ki bir günde olmazdı, tabi ki benim yapmamla yeterli olmazdı.
Her derste arkadaşlara verdiğim iki önemli mesajı  burada yinelemek isterim:“Arkadaşlar, ben hayatta iki şeyin değiştirme gücüne inandım. Biri para diğeri bilgi. Etrafımızı ve istediğimiz herşeyi değitirecek kadar para sahibi miyiz? Ben değilim açıkçası. Para şans işidir, ama bilgi tesadüf değildir, bilgi sahibi olmak elimizdedir. Bilgimizi sağlam tutarsak kimse bize hükmedemez, ne zaman nerede olmamız gerektiğini söyleyemez. Bilgi güven ve cesaret verir yaşamımızda her alanda. Okumak, öğrenmek ve sorgulamak hep benim mutluluğum oldu. Bu sayede hayallerimi gerçekleştirdim. İnşallah siz benden daha da ileri gideceksiniz. Gitmelisiniz, bu şekilde gelişiriz. Arkadaslar biz bugün burada bazi tohumlar ektik: yaratıcılıktan, zihinsel manileri aşmaktan, cesaretten, meraktan konuştuk. Sizden beklentimiz bu tohumları  yeşertip yerine yenilerini dökecek çiçekleri ekmeniz.  Sizler geleceğimizsiniz, umudumuzsunuz, bu yüzden çok değerlisiniz. Değerli olduğunuzun bilincinde olarak okuyun ve çalışın. Sizi sevgiyle kucaklıyor bol başarılar diliyorum.

- Aylin Yorulmaz

 

Anadolu’ya Beyin Göçü, Gaziantep’te İlk Günüm
Bu sabah müthiş bir heyecanla okula gittim. 5 ders sonra heyecanım biraz kaygıya biraz umutsuzluğa, biraz da çaresizliğe dönüştü. Adeta bir duvara toslamış gibiydim. Neler hayal etmiştim ve şimdi gerçek bana nereden bakıyordu. İşte Türkiye’mizin gerçeği ve bizlere düşen görev. Galiba ilk defa bugün niye burada olduğumu çok daha net anladım.

Kendini çok güzel anlatan, enerjisi yüksek çocuklar…
Gözleri pırıl pırıl parlayan çocuklar…
Gözleri pırıl pırıl parlayan aklından bin tane düşünce geçen ama onu kelimelere bir türlü dökemeyen çocuklar…
Hissedebiliyorum ah bir konuşabilse, o güveni kendinde bir hissedebilse belki hepimizi şaşırtacak ancak kelimeler dökülemiyor. Gözler kaçamak… Kim bilir kaç kere ona sen sus dendi kaç kere bir şey bilmiyorsun dendi… Kelimeler bir türlü çıkmıyor ağzından. Unuttum hocam deyip yerine oturuyor.

Ama çocuklar her yerde aynı. Saf, temiz, enerjik, coşkulu, dürüst, gözlerinin içleri parlıyor. Bugün hayatım boyunca unutamayacağım bir deneyim yaşadım. Hem umutluyum hem de bir o kadar çaresiz. Bunu yazarken aklıma Behçet Necatigil’in mısraları geldi. “ Ya Ümitsizsiniz, Ya da Ümit Sizsiniz, ya çaresizsiniz, ya da Çare Sizsiniz” ne güzel söylemiş.

Bu ortamı, bu gerçeği görüp ümitsizliğe kapılmak çok kolay, çaresiz hissetmek çok kolay. Sonra ben niye buradayım sorusunu kendime sorduğumda, cevap kendiliğinden geliyor;

Çünkü Ümit BİZLERİZ,
Çünkü çare BİZLERİZ.

Bugün öyle bir gün yaşadım ki duygularım karmakarışık. Sadece mutluluğu, paylaşımı yaşayacağımı düşünmüştüm. Şimdi içimde tüm duygular bir arada.
Kızgınlık var; gerçek hayattan bu kadar koptuğumuz için…
Şaşkınlık var; bu kadar büyük bir çoğunluğu görmemeyi başarabildiğimiz için…
Heyecan var; bu çoğunluğun içinden birkaç Bülbül çıkartabileceğimiz için...
Mutluluk var; bir şeyler yapmaya başladığım için. Teşekkürler YGA, teşekkürler Turkcell… Bana bu fırsatı sunduğunuz için…

- Işıl Altıntaş Can

 

" Ülkemizin geleceği ile ilgili ciddi kaygılarım vardı. Yeni neslin yeterince duyarlı olmadığını düşünüyordum. İlk kez katıldığım kör liderler programı kapsamındaki oku – düşün – paylaş atölyesinde görme engelli yıldız adaylarını, onlara bir şeyler verebilmek için can – ı gönülden çalışan YGA’lı öğrencileri görünce aydınlık bir Türkiye için hala bir umut olduğunu düşündüm. 16 yaşındaki lise öğrencisi Mina’ nın kendisinden 4  - 5 yaş küçük çocukları düşünmeye, düşündüklerini anlatmaya cesaretlendirmek için çalışması görülmeye değerdi.

Bu proje ile ilgili yeterince bilgim vardı ama fark ettim ki yaşamadan ne olduğunu, insanların hayatında ne kadar önemli olduğunu tam olarak anlamak ve hissedebilmek mümkün değil.  Atölye çalışmasından o kadar çok etkilendim ki tüm hafta sonu görüştüğüm herkese projeyi anlattım. Çevremdekiler anlatırken gözlerimin parladığını, bu parıltıya sebep olan şeyi kendilerinin de görmek istediklerini söylediler. İyi ki bu atölyeye gitmişim. "


- Zübeyde Erce

 

 
  İletişim  |  Görme Engelliler İçin  |  English