Ideathon Nedir? Süreci, Kazanımları ve Hackathon’dan Farkı

Yazı Başlıkları Gençler çevrelerinde gördükleri köklü sorunlara köklü çözümler geliştirmek için yeni alanlar arıyor. Bu ihtiyaca cevap olarak Ideathon adı verilen düşünsel maratonlarda buluşuyorlar. Ekibiyle birlikte üreten gençler bu süreçte takım ruhunu, teknolojiyi ve yaratıcılığı aynı yerde deneyimliyor. Üniversitelerden sosyal girişimlere kadar pek çok yerde yürütülen ideathonlar gençlerin hem teknik becerilerini hem de ortak akıl inşası, toplumsal duyarlılık ve anlam odaklı üretim gibi ‘çift kanatlı’ yetkinliklerini güçlendiriyor. Ideathon Nedir? Ideathon, belirli bir problem için kısa sürede yaratıcı çözümler üretmeyi hedefleyen ve gençlerin birlikte düşünme becerisini ortaya çıkaran bir fikir üretim maratonudur. Bu süreçte ekipler hem araştırma yapar hem de hızlı prototipler geliştirerek fikirlerini somutlaştırır. Ideathon etkinlikleri özellikle teknoloji, sosyal etki ve inovasyon alanlarında gençlere kendilerini test etme fırsatı sunar. Birlikte başarma, empati ve analitik düşünme gençlerde süreç içerisinde doğal olarak gelişir. YGA’nın yaklaşımında olduğu gibi, ideathon kültürü bilimi ve vicdanı bir arada kullanan yeni nesil problem çözücüler yetiştirir. Ideathon ve Hackathon Arasındaki Farklar Nelerdir? Ideathon ve hackathon çoğu zaman karıştırılıyor. Hackathon daha çok yazılım, kod ve teknik üretim tarafında yoğunlaşırken ideathonda önce fikri, problemi ve çözüm yolunu sağlamlaştırmak öne çıkıyor. Hackathonda sorunun kodunu düşünürken ideathonda sorunun sebebini ve nasıl çözülebileceğini düşünürüz. Bu nedenle ekiplerde sadece yazılımcı değil, tasarımcı, araştırmacı, sosyal etkiyi dert edinen gençler de yer alır ve birlikte köklü bir çözüm geliştirirler. Ideathon Süreci Nasıldır? Ideathon süreci, “Neyi yapabiliriz?” sorusundan önce “Neden yapıyoruz?” sorusuna cevap arayarak başlar. İlk adımda ekipler: Problemi tanımlar Ardından: Araştırma yapılır ve hedef kitle belirlenilir Bu aşamadan sonra ekipler: Ürettikleri fikri basit bir prototipe dönüştürmeye başlar Son aşamada ise: Proje netleştirilir Sunum için hazırlanır Takım Çalışmasının Rolü ve İletişim Dinamikleri Ideathon sürecinde takım çalışması işin kalbi. Tek bir kişinin göremediği ayrıntıları başka biri fark eder ve fikirler güçlenir. Farklı disiplinlerden bir araya gelen ekiplerde teknik bakış açısı, tasarım duyarlılığı ve sosyal etki yaratma isteği birleştiğinde ortaya çok daha bütünlüklü çözümler çıkar. Gençler, ekip çalışması sayesinde YGA kültürünün de temel taşları olan aktif dinleme ve yapıcı geri bildirim alma becerilerini geliştirirken kendi fikirlerine aşık olmadan başkalarını duyabilme yetkinliğini de kazanır. Ideathon Etkinliklerinde Mentorluk ve Destek Mekanizmaları Ideathon etkinliklerinde mentorluk fikirlerin hızla olgunlaşmasını sağlar. Mentorlar hem teknik hem stratejik hem de sosyal etki açısından ekiplere bambaşka perspektifler sunar. Mentorlarla yapılan kısa geri bildirim seansları ekiplerin kör noktalarını fark etmesini sağlar ve projeyi çok daha güçlü bir hâle getirir. Mentorun önemini Isaac Newton şöyle ifade ediyor: “Eğer ileriyi görebiliyorsam, devlerin omuzlarında olduğum içindir.” Bu alıntı ideathon bağlamında da geçerli: tecrübenin rehberliğiyle gençlerin potansiyeli buluştuğunda, tek başlarına ulaşamayacakları bir bakış açısı ve daha güçlü bir toplumsal vizyon ortaya çıkıyor. Ideathon Size Ne Katacak? Ideathon sadece bir yarışma değil, katılımcıların kendilerini ve sınırlarını keşfettikleri bir deneyimdir. Bu yoğun süreçte elde edilen kazanımlar üç ana başlıkta toplanabilir: Geleceğin Yetkinliklerini Geliştirme Analitik ve Yaratıcı Çözümler: Katılımcılar, bir soruna “neden?” sorusuyla yaklaşmayı ve kısıtlı sürede stratejik, yaratıcı çözümler üretmeyi deneyimler. Hikâye Anlatıcılığı: Geliştirilen fikirlerin etkili bir şekilde aktarılması gereken bu ortamda sunum ve iletişim becerileri güçlenir. Birlikte Başarma Kültürünü Deneyimleme Disiplinlerarası İş Birliği: Farklı alanlardan gelen katılımcıların bir araya gelmesiyle ortak akıl üzerinden üretmenin değeri ortaya çıkar. Aktif Dinleme ve Geri Bildirim: Fikirlerin geri bildirimlerle geliştiği bu süreçte eleştirel düşünme ve açık iletişim becerileri desteklenir. Sosyal Etki ve Network Geliştirme Geniş Bir Ekosistem: Farklı şehirlerden ve disiplinlerden katılımcılar ve uzmanlarla kurulan bağlantılar, güçlü bir öğrenme ve iş birliği ağı oluşturur. Vicdanlı Liderlik: Geliştirilen çözümlerin gerçek hayattaki etkisini görmek, sosyal farkındalık ve sorumluluk bilincini güçlendirir. Bilim ve Vicdanın Kesişimi: İdeathon Ruhu ve YGA Kültürü İdeathonlar sadece teknik birer fikir maratonu değil; YGA’nın “birlikte başarma” kültürünü hayatın içindeki sorunlara uygulama alanıdır. Sürecin başında sorulan “neden?” sorusu gençleri yalnızca bir fikir etrafında değil, ortak bir amaç etrafında buluşturuyor. Bir ideathon deneyimi size sadece teknik beceri değil; bir fikri toplumsal faydaya dönüştürme cesareti ve “çift kanatlılık” yetkinliğini de katıyor. Eğer siz de geleceği uzaktan izlemek yerine onu bilimle ve vicdanla inşa etmek istiyorsanız, bu düşünsel maratonlarda yer alarak potansiyelinizi somut bir değere dönüştürebilirsiniz. En köklü çözümler, en doğru soruları en doğru ekiplerle sorunca başlar.
Stanford ve YGA’dan Gençlere Çağrı

Yazı Başlıkları İklim krizi, enerji dönüşümü, eşitsizlik… Üniversite öğrencileri bu başlıkları yalnızca derslerde görmüyor; sokakta, haberlerde, kendi geleceklerinde hissediyor. Bu problemleri dert edinen gençlerin aklına şu soru geliyor: “Bu kadar büyük problemlerin karşısında benim fikrim gerçekten fark yaratabilir mi?” YGA ve Stanford’un cevabı net: ‘Evet!’ Global Sustainability Challenge (GSC) Nedir ve Amacı Ne? GSC, dünyanın farklı üniversitelerinden öğrencileri bir araya getiren küresel bir sürdürülebilirlik platformu. Stanford Doerr School of Sustainability öncülüğünde, Imperial College London, HKUST (Hong Kong University of Science and Technology) ve TUM (Technical University of Munich) gibi köklü üniversitelerin de arasında bulunduğu 9 kurumun ortaklığıyla hayata geçirilen Global Sustainability Challenge’da, Türkiye’den tek kurucu partner olarak YGA (Young Guru Academy) yer alıyor. Sürdürülebilir enerji ve iklim adaptasyonu odağında çalışan ekipler, akademiden sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir çerçeveden birebir mentorluk alabiliyor. Ekiplerin hedefi fikirleri prototipe, prototipleri somut etkiye dönüştürmek. Günümüz kötücül sorunları tek bir disiplinin sınırlarına sığmıyor. Bu yüzden GSC, bu sorunları STEM’in sınırlarından çıkarıp mühendislik, sosyal bilimler, tasarım ve politika gibi alanları birleştiren ekiplerle çözüyor. GSC gençlere alışılagelmiş sistemlerden farklı bir süreç sunuyor. Sadece ‘fikrini gönder’ demiyor. Süreç 4 adımda ilerliyor: Problem tanımlama Çözüm geliştirme Prototip oluşturma Etki testi ve ölçümleme Yolculuk boyunca gençleri seyirci olmaktan çıkarıp çözümün bir paydaşı yapıyor. Bu yolculuğun Türkiye ayağında ise YGA var. YGA’nın GSC’deki Rolü Yıllardır vicdanlı ve donanımlı gençler yetiştiren YGA, GSC’nin 9 kurucu partnerinden biri ve Türkiye’den tek temsilci. GSC’de mentorluk ve topluluk dikeyini yönetiyor. Şimdiye kadar 95’ten fazla global mentor ile 100’den fazla öğrenci takımını eşleştirdi. Bu eşleştirmelerin arkasında 25 yılı aşkın bir birikim var. YGA’nın değer temelli mentorluk anlayışı küresel ölçekte de karşılık buluyor. Bu anlayışın temelleri aktif dinleme, güven ortamı, ekip disiplini ve vicdanlı bilim. YGA anlayışı ve kültürü somutlaştıran eğitimler hayata geçiyor. Breakthrough Energy’den Sıla Kılıççöte iklim teknolojilerinin etkiye nasıl dönüştüğünü, Skidmore Owings & Merrill’den Mina Hasman mimarinin sürdürülebilirlik ve dayanıklılıkla kesişimini, YGA’nın kurucusu Sinan Yaman ise GSC’deki mentorluk programının nasıl işlediğini anlattı. GSC’de Senin İçin Ne Var? GSC katılımcılarına Disiplinler arası ekip çalışması deneyimi Global mentor ağına erişim Akademi, özel sektör ve sivil toplum aktörleriyle bağlantı Problem çözme ve prototipleme becerileri Gerçek dünya etkisi yaratma fırsatı Küresel ölçekte düşünen lider kimliği kazanma imkanı sunuyor. Ama asıl kazanım gençlerin içindeki “yeterince büyük bir etki yaratamam” tereddüdünü kırması. GSC’yi Farklı Kılan Nedir? GSC, fikirleri somut anlamlı etkiye dönüştürmek için bir süreç sunuyor. Her ne kadar bir yarış olsa da tek kazananı yok; süreçten geçen her ekip problem çözme ve prototipleme becerisiyle, global bir ağla ve disiplinler arası çalışmanın verdiği bakış açısıyla çıkıyor. GSC çevresindeki sorunlarla dertlenen ama bu dertle akıp gitmeyen her gence dünyayı değiştirmek için bir kapı sunuyor. Sen de bu ekosistemin bir parçası olmak istiyorsan erken kayıt dönemi açık. GSC hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.
Eğitimde Yapay Zeka: Herkese Ulaşabilir mi?

Yazı Başlıkları Eğitimde yapay zeka gerçekten fırsat eşitliğini artırıyor mu, yoksa dijital uçurumu daha da derinleştiriyor mu? Bir zamanlar adaptif öğrenme sistemleri, akıllı içerik önerileri ve otomatik geri bildirim mekanizmaları birçok kişiye hayal gibi geliyordu; bugün ise eğitim teknolojilerinin somut bir parçası oldular. Ne var ki tek başına bu araçların varlığı sosyal kalkınma için yeterli değil. Yapay zeka, doğru politikalar ve güçlü bir erişim altyapısı olmadan uygulandığında mevcut uçurumu daha da derinleştirebilir. Bu yüzden YGA’nın projelerinde aktif olarak benimsediği “AI for good” yaklaşımı bugün daha da ağırlık kazanıyor. Teknolojiyi kimin için ve nasıl tasarladığın, en az teknolojinin gelişmişlik düzeyi kadar belirleyici bir etken. Eğitimde Yapay Zeka Neden Önemli? Eğitimde yapay zekanın bu kadar konuşulmasının nedeni sadece teknolojik yenilik değil; öğretmeni öğrencisiyle daha fazla ilgilenebilecek şekilde desteklemesi. Geleneksel sınıf düzeninde öğretmen aynı anda onlarca farklı seviyedeki öğrenciye yetişmeye çalışıyor. Yapay zeka destekli sistemler ise öğrencinin ihtiyaçlarını analiz edip öğretmene doğru ipuçları vererek bu denklemi değiştirebiliyor, özellikle kalabalık sınıflarda. Bu dönüşüm hem sınıfın önünde hem arkasında işliyor. Örneğin Twin’in geliştirdiği yapay zeka destekli araçlar, ders planından sınava, rubrikten şarkı sözüne kadar her türlü ders materyalini saniyeler içinde hazırlıyor. Gradescope ise hangi soru tiplerinde ve kavramlarda hataların yoğunlaştığını sınıf genelinde görünür kılarak öğretmene veri temelli bir müdahale imkânı sunuyor. Öğretmen idari yükten kurtuldukça öğrenciye ayırdığı dikkat de artıyor. Rol Model Öğretmenler Programı kapsamında binlerce öğretmen yapay zeka araçlarını sınıfına taşıdı, zamandan tasarruf ederek öğrencileriyle daha fazla vakit geçirebildi. Yapay zekanın önemli bir diğer boyutu erişilebilirlik. Microsoft’un Immersive Reader aracı bir metni sesli okuyabiliyor, kelimeleri hecelere ayırabiliyor ya da dil seviyesine göre sadeleştirebiliyor. Büyük dil modelleri de karmaşık bir akademik paragrafı daha anlaşılır bir dile dönüştürebiliyor. Özellikle dil bariyeriyle karşılaşan ya da akademik metinlerde zorlanan öğrenciler için bu, küçük değil ciddi bir fark. Eğitimde yapay zekanın neden bu kadar konuşulduğu buradan da anlaşılıyor: öğrenmeyi daha esnek, daha hızlı geri bildirimli ve potansiyel olarak daha kapsayıcı hale getirebiliyor. Ama kritik soru hala geçerli: Bu imkânlara herkes eşit şekilde erişebiliyor mu? Eğitimde Yapay Zekada Erişim Gerçekliği Eğitimde yapay zekanın etkisini anlamak için önce başlangıç koşullarına bakmak gerekiyor. Herkesin aynı teknolojik araca sahip olduğu varsayımı çoğu zaman gerçeği yansıtmıyor. Öğrenciler arasındaki internet erişimi, cihaz kalitesi ve dijital okuryazarlık düzeyi farklılık gösteriyor. Bu farklılıklar, yapay zeka tabanlı sistemlerden alınan faydayı doğrudan etkiliyor. Yüksek hızlı internet bağlantısına ve güncel bir cihaza sahip olan bir öğrenci dijital öğrenme platformlarından kesintisiz yararlanabilirken, sınırlı veri paketi kullanan ya da eski bir cihazla bağlanan bir öğrenci aynı deneyimi yaşayamıyor. Ekranın donması, sistemin yavaş çalışması ya da bağlantının kopması sadece teknik aksaklık değil; öğrenme sürecinin ritmini doğrudan bozan şeyler. Bu tür kesintiler zamanla performans farkına dönüşebilir. Bilim Seferberliği’nin çıkış noktası olan “mind the gap” meselesi burada yeni bir boyut kazanıyor: uçurum artık yalnızca coğrafyalar arasında değil, ekranlar arasında da açılıyor. Eşitsizlik bireysel erişimle de sınırlı değil. Küresel ölçekte de yapay zeka üretim gücü belirli merkezlerde yoğunlaşıyor. 2024 verilerine göre özel sektör yapay zeka yatırımlarının %60’tan fazlası ABD’de gerçekleşti. Çin ikinci sırada, Birleşik Krallık Avrupa’da lider. Peki Afrika kıtası? Küresel veri merkezi kapasitesindeki payı %2’nin altında. Türkiye ve Orta Doğu da bu tabloda benzer bir konumda, bölgenin küresel yapay zeka altyapısındaki payı oldukça sınırlı. Ve bu altyapı farkı yakın gelecekte kapanacak gibi görünmüyor. Teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişmeye devam ediyor, eşitsizlikler neredeyse hissedilmeyecek düzeyde yavaş kapanıyor. Yatırımın yoğunlaştığı yerlerde veri üretimi, model geliştirme ve teknik uzmanlık da yoğunlaşıyor. Bu durum, hangi dillerin, hangi kültürel bağlamların ve hangi eğitim sistemlerinin modele daha fazla yansıdığını belirliyor. Modeller çoğunlukla belirli kullanıcı profilleri üzerinden eğitiliyor; bazı deneyimler “standart”, bazıları “istisna” hale geliyor. Eğitim alanında bunun etkisi daha görünür. Farklı bağlamlardan gelen öğrenciler sistem için “istisna” konumuna düşebilir. Akademik dile daha az maruz kalmış bir öğrencinin yazısı, içerik olarak güçlü olsa bile otomatik değerlendirme sistemleri tarafından yeterince doğru analiz edilemeyebilir. Daha yavaş internet bağlantısıyla sisteme giren bir öğrencinin etkileşim süresi, motivasyon düşüklüğü gibi okunabilir. Algoritma niyet taşımıyor, veri dağılımındaki dengesizlikler sonuçlara yansıyor. Eğitimde yapay zeka, eşitsizliği yalnızca erişim düzeyinde değil; veri seçimi, model eğitimi ve tasarım tercihleri düzeyinde de yeniden üretebiliyor. Türkiye’de Eğitimde Yapay Zeka: Afet Sonrası Bir Perspektif 6 Şubat depremlerinin ardından milyonlarca öğrenci eğitim sürecinde ciddi kesintiler yaşadı. Fiziksel altyapı kaybı, öğretmen eksikliği ve travmalar öğrenme süreçlerini doğrudan etkiledi. Zaten var olan uçurum bu koşullarda daha da açılmaya elverişli bir hale aldı. Kişiselleştirilmiş öğrenme araçları önemli bir destek sistemi olarak öne çıktı. Öğrencinin eksik konularını tespit eden, bireysel hızda ilerleme imkânı sunan ve öğretmene analiz desteği veren yapay zeka destekli sistemler, gap’i azaltmak için işlevsel bir seçenekti. YGA Gönüllüleri de bu motivasyonla yola çıkarak deprem bölgesinde gerçekleştirdikleri STEM eğitimi atölyelerinde çocuklarla ve öğretmenlerle birebir temas kurdu; kapsamlı bir ihtiyaç analizi yürüttü. Bugüne kadar 1.700.000’den fazla çocuğa ulaşan YGA, öğrencilerin öğrenme biçimlerini, motivasyon düzeylerini ve karşılaştıkları engelleri dinledi, öğretmenlerin hangi araçlara ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu. Sahadan gelen veri, ihtiyacı zaten içinde taşıyordu. Gönüllüler aldıkları yapay zeka eğitimini saha içgörüleriyle birleştirerek 7 proje geliştirdi. Uzman değerlendirmelerinin ardından en etkili üçü seçildi ve YGA’nın sosyal girişimi Twin bünyesinde hayata geçirildi: öğrencinin ihtiyaçlarına ve ilgi alanlarına göre disleksi dostu aktiviteler öneren Disleksi Dostu Aktivite Rehberi; öğrenci profiline özel haftalık gelişim görevleri oluşturan Öğrenci Gelişim Rehberi ve öğrencilerin verdiği cevaplara göre otomatik değerlendirme yapan Ödev Değerlendirme aracı. Şimdi Değilse Ne Zaman? O zaman soruyu tekrar soralım: Bu imkânlara herkes eşit şekilde erişebiliyor mu? Biz bu sorunun cevabını Hatay’da, Kahramanmaraş’ta, deprem bölgesinin sınıflarında aradık. Orada dinlediklerimiz hem Twin’deki projeleri hem de Rol Model Öğretmenler Programı’nın içeriğini şekillendirdi. Ama bu süreçte anladığımız bir şey daha var: gap’i kapatmak için en gelişmiş yapay zeka aracına değil, önce o sınıfı gerçekten görmüş birine ihtiyaç var. Aldığı içgörüleri donanımıyla ve vicdanıyla bir ilkeye dönüştürecek kişilere ihtiyaç var. YGA olarak bu uğurda yüreğinden güç alan gönüllülerimizle, aynı derdi taşıyan öğretmenlerimizle ve bu işi birlikte hayal eden ortaklarımızla çalışıyoruz. Eğer sen de bu etkinin parçası olmak istiyorsan, YGA’nın eğitim çalışmalarını buradan destekleyebilirsin: yga.org.tr
Sosyal Sorunlara Çözüm Üreten Yapay Zeka Girişimleri

Yazı Başlıkları Hepimiz zaman zaman “Teknoloji gerçekten hayatımızı değiştirebilir mi?” diye düşünürüz. Aslında cevabı basit: evet, değiştirebilir! Ama sadece oyunlarda, telefon uygulamalarında veya iş hayatında değil; aynı zamanda toplumsal sorunlarda da fark yaratabilir. Eğitimde fırsat eşitliğinden, sağlığa; yoksullukla mücadeleden, çevre sorunlarına kadar yapay zekâ sosyal fayda yaratmanın yeni yollarını sunuyor. Biz de bu yazıda, sosyal sorumluluk için yapay zekâ girişimlerinin neler yapabileceğini, hangi alanlarda hayatı kolaylaştırdığını ve geleceğe umutla bakmamıza nasıl yardımcı olduğunu keşfedeceğiz. Hadi birlikte bakalım! Sosyal Sorunlarla Başa Çıkmak için Yapay Zekâ Nasıl Kullanılır? Teknoloji artık hayatımızın her alanında var ve en güzel tarafı, sadece iş dünyasında değil, toplumsal sorunlarda da bize yardımcı oluyor olması. Eğitimden, sağlığa; iklim değişikliğinden, adalete kadar yapay zekâ girişimleri sayesinde değişimlere adım atmak daha kolay, daha akıllı ve daha adil hâle geliyor. Bugün, sosyal sorumluluk girişimleri ile teknoloji bir yandan eğlenceli bir araç olurken diğer yandan hayatları gerçek anlamda değiştirebiliyor. Gelin, yapay zekâ uygulamaları toplumsal fayda yaratmak için neler yapıyor birlikte bakalım. Sosyal İyilik İçin Yapay Zekâ Uygulama Alanları Yapay zekâ deyince çoğu kişinin aklına robotlar, chatbotlar veya akıllı uygulamalar geliyor. Ama aslında, yapay zekâ kullanımı, sosyal alanda da çok işlevsel. Biz de YGA projeleri ile Türkiye’nin dört bir yanındaki gençlerin bilim ve teknolojiyle tanışmasını destekliyoruz. Yapay zekânın, sosyal hayatın her alanında geleceğe umutla bakılmasını sağladığını kanıtlamak için çabalıyoruz. Aşağıdan, sosyal iyilik için kullanılan yapay zekâ girişimlerine göz atabilirsiniz. Eğitimde Fırsat Eşitliği Eğitimin öğrencilere ulaşımı herkes için eşit olmalı, ancak, maalesef, günümüz toplumunda öyle değil. Eğitimde fırsat eşitliliğinin sağlanmasında yapay zekânın eğitimde kullanımı devreye giriyor. M-Shule, düşük gelirli bölgelerdeki öğrencilere kişiselleştirilmiş içerik sunuyor. Bu sayede her öğrenci kendi hızında, zorlandığı noktaları çekinmeden öğrenebiliyor. YGA girişimlerinden biri olan Twin Science ise, çocukların bilime olan merakını canlı tutuyor ve öğrenmeyi eğlenceli hâle getiriyor. Hatta bazı çocuklar için bilim, oyun oynamak kadar heyecan verici oluyor. Bu da girişimlerinde ve teknoloji ile bilime olan ilgilerinde özgüvenli ve atılgan olmalarını sağlıyor. Teknoloji, kapsayıcı bir dünyayı da hedefliyor. Kadınların teknoloji alanında güçlenmesi için UP School’un “UP AI Growth Companion” programı devreye giriyor ve genç kadınlara teknolojiye dair yetkinlik kazandırıyor. YGA girişimleri bu vizyonu destekliyor; gençlerin hem teknolojiyi hem de toplumsal sorumluluk bilincini bir arada geliştirmesine imkân tanıyor. Bu sayede yapay zekâ girişimleri, sadece bir teknoloji aracı değil, sosyal iyilik için bir süper kahraman rolü almış oluyor. Sağlık Hizmetine Erişim Hepimiz sağlığımızın değerini biliyoruz, ama dünya genelinde herkesin eşit şekilde sağlık hizmetine erişimi yok. Sağlıkta yapay zekâ girişimleri bu noktada devreye giriyor. Mesela Ada Health, kişisel sağlık bilgilerini analiz ederek insanlara yol gösteriyor. AIME ise salgınların yayılımını öngörerek önlem almaya yardımcı oluyor. Bu sayede sağlık hizmetlerine ulaşım daha kolay hâle geliyor, özellikle kırsal bölgelerde yaşayanlar için büyük fark yaratıyor. Sağlık alanındaki yapay zekâ girişimleri, toplumların yaşam kalitesini artırıyor ve kriz dönemlerinde hayat kurtarıcı olabiliyor. Gençlerin bu süreçlere dâhil olması ve teknolojiyle toplumsal fayda yaratmayı öğrenmesi de çok önemli. YGA olarak biz, gençlerin hem bilimsel hem de sosyal becerilerini geliştirmelerini destekliyoruz. Bu sayede sağlık alanında yapay zekâ yalnızca bir araç değil, bir çözüm ortağı hâline geliyor. Doğal Afet ve Savaşlar Deprem, sel veya savaş… Krizlerin ne zaman geleceğini önceden tahmin etmek zor. Hala Systems gibi şirketler, yapay zekâ girişimleri ile bu tür tehditleri önceden bildiriyor ve insanları güvenli alanlara yönlendiriyor. Böylece toplumlar daha hazırlıklı hâle geliyor. Sosyal sorumluluk için yapay zekâ bu alanda somut bir şekilde devreye giriyor ve krizlerin etkilerini azaltıyor. Afet sonrası iyileşme sürecinde de yapay zekâ girişimleri çok işlevsel. Kaynakların doğru dağıtılmasından ihtiyaçların belirlenmesine kadar pek çok süreç daha hızlı ve etkili yönetiliyor. YGA olarak gençlerin bu teknolojiyi sadece anlamalarını değil, aynı zamanda toplumsal fayda yaratmak için kullanmalarını teşvik ediyoruz. Çevresel Konular Ve İklim Değişikliği İklim değişikliğinden bahsettiğimiz zaman bazen işin içinden çıkılamayacak gibi hissedebiliyoruz. Yapay zekânın burada oynadığı rol bir fark yaratmakta etkili. ClimateAI, tarım ve enerji alanlarında iklimin etkilerini öngörüyor ve verimliliği artırmayı hedefliyor. Tarla.io ise çiftçilere, doğru ekim ve hasat zamanlarını tahmin etmelerine destek veriyor. Böylece doğayı korumak ve sürdürülebilirliği sağlamak daha kolay hâle geliyor. İklim değişikliğiyle ilgili farkındalık yaratmak ve teknolojiyi bilinçli kullanmak doğanın düzeninin bozulmaması için oldukça önemli. Yapay zekâ girişimleri de, yalnızca veri analizi yapan bir araç değil; geleceğe daha yeşil, daha akıllı ve daha adil bir dünya bırakmamıza yardımcı olan bir yol arkadaşı görevi görmekte. Yoksullukla Mücadele Düşük gelirli bölgelerde yaşayan insanlar için gelir elde etmek her zaman kolay değil. Samasource, yapay zekâ destekli dijital işler sunarak insanların ekonomik bağımsızlık kazanmasına yardımcı olur. Böylece yoksulluk döngüsü kırılabilir ve daha sürdürülebilir bir yaşam mümkün hâle gelir. Sosyal sorumluluk girişimleri arasında bu tür projeler dikkat çekiyor ve teknolojinin gücünü toplumsal kalkınma için kullanıyor. Yapay zekâ girişimleri sayesinde insanlar yalnızca kısa vadeli değil, uzun vadeli çözümler de elde ediyor. Dijital işler ve eğitimle birlikte ekonomik fırsatlar artırılıyor. Yani teknoloji, sadece kod ve algoritma değil, insan hayatına dokunan bir araç hâline geliyor. Engellilere Yönelik Çözümler Engelli bireyler için günlük yaşam bazen zor olabiliyor. Benetech, görme ve işitme engelli bireylerin bilgiye erişimini kolaylaştıran yazılımlar geliştiriyor. Bu çözümler sayesinde engelliler bağımsız hareket edebiliyor ve sosyal hayata daha rahat katılıyor. Böyle projeler, toplumsal kapsayıcılığı artırıyor ve eşit fırsatlar sunuyor. Yapay zekâ destekli çözümler, eğitimden işe kadar pek çok alanda engelli bireylere yardımcı oluyor. YGA’nın “çift kanatlı genç” anlayışı, teknolojiyi vicdan ve toplumsal fayda ile birleştirmenin önemini vurguluyor. Böylece engelli bireylere yönelik çözümler sadece teknik değil, insani bir değer taşıyor ve toplum için gerçek bir fark yaratıyor. Adalet Sistemi Adaletin sağlanması denildiğinde aklımıza uzun ve karmaşık süreçler gelir. Ama yapay zekâ girişimleri sayesinde mahkeme süreçleri daha şeffaf ve erişilebilir hâle geliyor. Büyük veri analizi ve algoritmalar, belgelerin düzenlenmesinden dava dosyalarının incelenmesine kadar pek çok konuda yardımcı oluyor. Böylece hukuk sistemine erişim kolaylaşıyor ve toplumda güven duygusu artıyor. Adalet alanındaki bu gelişmeler, sosyal sorumluluk için yapay zekâ anlayışının önemli bir parçası. YGA olarak biz de gençlerin teknoloji ve toplumsal faydayı bir arada kullanmasını teşvik ediyoruz. Böylece yapay zekâ, yalnızca teknik bir araç değil; şeffaf, adil ve kapsayıcı bir
Teknoloji ve Bilimde İlham Veren Rol Model YGAlılar

Yazı Başlıkları Teknoloji ve bilim dünyasında geleceği şekillendiren en önemli güçlerden biri, topluma ilham veren rol modellerdir. Rol modeller, inovatif başarıları ve topluma sağladıkları katkılarla gençlerin yolunu aydınlatır, onlara ilham olur. YGA olarak gençleri hem ilham veren rol modeller ve liderlerle dolu bir ekosistemle buluşturuyor hem de kendilerinin de topluma örnek teşkil eden birer birey olmalarını destekliyoruz. Mezunlarımız, sosyal faydayı merkeze alan projeleri ve öncü yaklaşımları ile yeni nesillere rehber oluyor. İlham veren rol modeller, yalnızca teknoloji ve bilimde başarı hikâyeleri yazmakla kalmıyor, toplumsal dönüşümün de mimarları oluyor. Dilerseniz YGA mezunlarının liderlik ettiği bu ilham verici yolculuğu birlikte keşfedelim. Gençlere İlham Veren YGA Mezunları YGA mezunları, ilham veren rol modeller olarak topluma dokunan projelere imza atıyor. YGA’nın “çift kanatlı liderlik” felsefesini benimseyen mezunlarımız hem yetkin hem de vicdani liderler olarak kariyerlerinde fark yaratıyor. Bilimden teknolojiye, eğitimden sosyal sorumluluğa kadar pek çok alanda hayata geçirdikleri projelerle gençlerin kendi yollarını bulmalarına ve cesaretle hayallerine ulaşmalarına yardımcı oluyorlar. Twin Science Kurucu Paydaşı & CEO’su Asude Altıntaş Güray Twin Science’ın kurucu ortağı ve CEO’su Asude Altıntaş Güray, eğitimde fırsat eşitliğini ve bilimin erişilebilir olmasını hedefleyen bir sosyal girişimci. Kariyerine YGA gönüllüsü olarak başlayan genç iş insanı, sosyal girişimcilik yolculuğu ile kariyerini inşa etti. ODTÜ İşletme mezunu olan Asude, Stanford Üniversitesi’nde sosyal girişimcilik üzerine eğitim aldı. Asude Altıntaş Güray’ın liderliğindeki Twin Science, çocuklara STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) alanında farkındalık kazandırarak onların yaratıcılıklarını ve problem çözme becerilerini geliştirmeyi amaçlıyor. Çocukların eğlenerek öğrenmesini sağlayan bilim setleri ile bilimin eğlenceli ve keşfedilebilir bir alan olduğunu herkese gösteriyor. UP School Kurucu Paydaşı & CEO’su Mina İlköz Demirtaş Mina İlköz Demirtaş, kadınların teknoloji dünyasında daha güçlü bir varlık göstermesini sağlamak için öncü çalışmalar yürüten bir girişimci. Sabancı Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olan Demirtaş, kariyerine Turkcell’in kitlesel fonlama platformu Arıkovanı’nda başladı. Ardından YGA’da pazarlama ve kurumsal iletişim alanında profesyonel olarak iki yıl çalıştı. Bu süreçte elde ettiği deneyimler, onu teknoloji alanında kadınların temsilini artırmak için harekete geçmeye yönlendirdi. Mina İlköz Demirtaş’ın 2020 yılında kurduğu UP School, kadınların teknoloji alanında eğitim almasını ve kariyer yapmalarını destekleyen öncü bir platform. UP School, NASDAQ Girişimcilik Merkezi tarafından seçildikten sonra Times Meydanı’nda yer alarak uluslararası düzeyde tanınırlık kazandı. Şimdiye kadar 3.000’den fazla kadına teknoloji eğitimi sağlayan kurum, kadınları geleceğin teknoloji dünyasına hazırlayarak onlara güçlü bir temel sunuyor. Mina, bu girişimle kadınların teknoloji sektöründe liderlik pozisyonlarına gelmelerini sağlıyor. WeWalk Kurucu Ortağı Gökhan Meriçliler Gökhan Meriçliler, görme engellilerin bağımsız hareket edebilmesini destekleyen teknoloji girişimi WEWALK’un kurucu ortaklarından biridir. ODTÜ Maden Mühendisliği mezunu olan Meriçliler, YGA’daki gönüllülük süreci boyunca hem teknoloji hem de toplumsal faydayı merkeze alan çalışmalar geliştirdi. Gökhan Meriçliler’in liderliğinde geliştirilen WEWALK, görme engelliler için akıllı baston teknolojisiyle dünya çapında ses getirdi. Akıllı telefonlarla entegre çalışan bu baston, çevresel farkındalığı artıran sensörleri ve navigasyon özellikleriyle engelleri aşmayı mümkün kılıyor. WEWALK, Time dergisi tarafından yılın en iyi icatlarından biri seçildi; projeyle birlikte sosyal fayda odağındaki teknolojilerin potansiyeli tüm dünyaya gösterildi. Gökhan Meriçliler, teknolojiyi sadece bir araç olarak değil, toplumsal dönüşümün güçlü bir unsuru olarak konumlandırıyor. YGA’nın çift kanatlı liderlik yaklaşımını benimseyerek, hem mühendislik bilgisini hem de vicdani sorumluluğunu toplum yararına kullanıyor. Gençlere, teknolojiyi insanlık için iyiye kullanmanın mümkün ve gerekli olduğunu gösteren ilham verici bir rol model olarak yol açıyor. Teknoloji Dünyasında Yükselen Yıldızlar: Genç Mucitler ve Girişimciler Teknoloji dünyasında güçlü bir varlık gösteren genç mucitler ve girişimci adayları, inovatif vizyonları ve cesaretleri ile geleceğin şekillenmesinde önemli bir rol oynuyor. Genç yaşta büyük başarılara imza atan bu isimler, sosyal sorunlara çözümler sunarak topluma ilham veriyor. YGA mezunları arasında teknoloji dünyasında fark yaratan birçok genç lider yer alıyor. İlham veren rol modeller arasında yer alan genç girişimciler, inovatif projeleriyle dünyayı daha iyi bir yer hâine getirirken gençlere de örnek oluyor. Başarı hikâyeleri, gençlere kendi yollarını bulmaları ve hayallerini gerçekleştirmeleri için umut aşılıyor. Başarılarıyla Dünyayı Değiştirenler Rol Modeller Gerçek rol model olabilecek kişiler, sadece kişisel başarılarıyla değil, topluma sundukları değerlerle de fark yaratmalıdır. Daha iyi bir gelecek için kolları sıvayan liderler, imza attıkları yeniliklerle topluma fayda sağlarken ilham veren rol modeller olarak başarılı birer liderlik örneği de sunarlar. Zira gerçek bir rol model olmak, başkalarının potansiyelini ortaya çıkarmalarına, onlara ilham vermelerine ve yolculuklarında destek olmalarına da yardımcı olmaktan geçer. Gençler için doğru rol model seçmek, onların gelişim yolculuğunda büyük fark yaratabilir. YGA mezunları, gençler için güçlü rol modellerdir. YGA mezunlarının başarıları ve vizyonu, gençleri kendi potansiyellerini keşfetmeye ve bu gücü toplumsal faydaya dönüştürmeye teşvik ediyor. İlham veren rol modeller hem kişisel başarıları hem de topluma kattıkları değerler ile yeni nesillerin yoluna ışık tutmaya devam ediyor. Sen de kendi potansiyelini keşfetmek ve bu gücü toplumsal faydaya dönüştürmek istiyorsan YGA seni bekliyor. Başvuru için yga.org.tr adresini ziyaret et.
İnovatif Bakış Açısı: Yaratıcı Düşünme Nedir?

Hayatın her alanında karşımıza çıkan zorluklar, bizleri çözüm üretmeye ve yeni yollar aramaya yönlendirir. Bu noktada bazen farkında bile olmadan kullandığımız yaratıcı düşünme gücü imdadımıza yetişir. Yaratıcı düşünmenin sadece sanatçılara ya da bilim insanlarına özgü bir beceri olduğu düşünülebilir. Ancak yaratıcılık, hepimizin içinde var olan, doğru zamanda ortaya çıkmayı bekleyen bir potansiyeldir. İnovatif bakış açıları geliştiren bireyler hem iş dünyasında hem de günlük yaşamlarında bu potansiyeli kullanarak kendilerini ve çevrelerini dönüştürebilir. Yaratıcı Düşünme Nedir? Yaratıcı düşünme, alışılmış kalıpların dışına çıkarak farklı ve yenilikçi çözümler üretebilme becerisidir. Sıradanın ötesine geçerek olaylara yeni bir perspektifle bakmamızı sağlar. Bu düşünme biçimi, yalnızca doğuştan gelen bir yetenek değil, öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir beceridir. Yaratıcı düşünmek, yalnızca soyut ve kimsenin aklına gelmeyecek, uç fikirler üretmek anlamına gelmez. Yaratıcılık, içinde bulunduğumuz koşullarda içgörüleri doğru bir şekilde okumak ve bu içgörüler arasında bağlantılar kurmakla gelişir. Bu sebeple içinde bulunduğumuz durumları çok yönlü değerlendirmek, eski deneyimlerimizden öğrendiklerimizle kıyaslamalar yapmak ve en önemlisi “bu durumu geliştirmek için ne yapabilirim” bakış açısıyla yaklaşmak daha inovatif fikirler geliştirmekte yardımcı olabilir. Yaratıcı Düşünmek Neden Önemlidir? Bilim insanları, tıpkı Sanayi Devrimi’nin insan gücünü geri plana atması gibi, yapay zekanın da insan zekasını bazı alanlarda aşacağını öngörüyor. Bilgiye insanlardan daha hızlı erişim sağlaması ve karmaşık analizleri gerçekleştirebilmesi yönüyle yapay zeka, tahminler yapabiliyor ve insanlardan çok daha hızlı karar verebilme yeteneğine de sahip. Bu durumda artık çalışkan ve zeki olmanın eski önemini yitirdiği, yaratıcılık ve iyi niyetin önem kazandığı bir hayat bizleri bekliyor. YGA’da da özellikle toplumdaki köklü sorunları çözerken de yaratıcı, “pırlanta” gibi fikirler önem kazanıyor. Bunun için içgörüleri doğru yorumlayarak gelişim yaratacak bakış açıları arıyoruz. Yapay zeka bir araç olarak hayatlarımızı kolaylaştırsa da geleceğin önemli meslekleri, hayal gücü yüksek, etik değerlere sahip ve dünyayı iyilikle şekillendiren insanlar ile biçimlenecek. Bu bakış açısıyla hareket eden bireyler, yalnızca problemi çözmekle kalmayıp, daha özgün ve sürdürülebilir çözümler üreterek geleceği şekillendirme fırsatı da bulacaklar. Yaratıcı Düşünmede İnovatif Bakış Açısının Önemi Yaratıcı düşünme ve inovasyon, mevcut durumu farklı bir perspektiften değerlendirme ve sınırları zorlayarak yenilikçi fikirler ortaya koyma becerisidir. İnovatif düşünmek, statükoyu sorgulayıp alternatif yollar keşfetmeyi ve bu sayede daha etkin çözümler üretmeyi mümkün kılar. Yenilikçi Bir Zihnin: Yaratıcı Düşünmenin Aşamaları Nelerdir? Yaratıcı düşünme, genellikle aniden gelen ilham anları olarak görülse de aslında belirli aşamalardan geçerek olgunlaşır. Bu aşamalar, zihnimizin farklı alanlarını harekete geçirerek bizi yeni fikirler üretmeye yönlendirir. Yaratıcı düşünme aşamaları, problem çözme ve inovatif düşünme süreçlerinde büyük önem taşır. Bu aşamalar, yaratıcı düşünmenin yapı taşlarını oluşturur. Bu süreci bilinçli bir şekilde yöneterek daha etkili ve yenilikçi çözümler geliştirebiliriz. Yaratıcı Düşünme Teknikleri Nelerdir? Yaratıcı düşünerek fikir üretme ve yenilikçi çözümler bulma sürecini destekleyen belirli teknikler vardır. Bu teknikler, zihni uyararak yeni bağlantılar kurmayı, sorunları farklı perspektiflerden görmeyi ve yaratıcı çözümler geliştirmeyi sağlar. İşte yaratıcı düşünmeyi destekleyen en etkili tekniklerden bazıları: Yaratıcı düşünme teknikleri, fikir geliştirme sürecinde oldukça etkili araçlardır. Bu yöntemleri kullanarak daha yenilikçi ve özgün çözümler üretebilir, her türlü problemi farklı açılardan değerlendirerek çözme becerinizi artırabilirsiniz. Yaratıcılığınızı Geliştirmek İçin Neler Yapabilirsiniz? Yaratıcılık ve yaratıcı düşünme, geliştirilebilen ve üzerinde çalışılabilen becerilerdir. Herkesin içinde var olan bu potansiyeli açığa çıkarmak için şunlar yapılabilir: YGA Girişimlerinde de “birlikte bir ilke” mottosunun peşinde, köklü sorunlara köklü çözümler getirebilecek yaratıcı ve bir o kadar anlamlı “pırlanta fikirler” geliştirmeye çalışıyoruz.
Çocuk ve Vicdanlı Bilim: Çocuklara Bilimi Nasıl Sevdirebilirsiniz?

Çocuklar İçin Vicdanlı Bilim Nedir? Bilim, merakla başlar. Tıpkı çocukların dünyayı tanımaya çalışmaları gibi. Özellikle okul öncesi dönemde, çocuklar çok hızlı bir gelişim sürecinden geçer. Bu süreç, okul çağıyla birlikte eğitim ve öğrenimle pekiştirilir. Çocuklar bu dönemde, duyuları aracılığıyla yeni algılar keşfederler. Yeni algılar, yeni bilgiler demektir. Sorular sorma, sorgulama yapma, gözlemle sonuç elde etme çocukların doğal eğilimleridir ve hepsinin arkasında merak duygusu yatar. Çocuk gelişiminin bu en önemli döneminde, çocuklarımızı bilimle buluşturmak, onların akademik, duygusal ve kültürel zekâ gelişimini desteklemek için hayati önem taşır. Bunu yaparken, çocukların zihinsel gelişimlerini sağlarken, vicdanlarını da geliştirmek, onları çift kanatlı, hem donanımlı hem de vicdanlı bireyler olarak hayata kazandırmak için önemlidir. Bilim ve teknoloji, büyük etki yaratma potansiyeline sahip güçlü kaldıraçlardır ve bu kaldıraçların vicdanlı insanların ellerinde olması kritik öneme sahiptir. Vicdanlı bilim, bu noktada odağa alınması gereken temel bir prensiptir. Özellikle 0-6 yaş aralığında çocuklar, çevrelerinde gördükleri hemen her şeyi merak eder. Sorular sorar ve gerçeklikleri keşfetmeye odaklanır. Bu, merak dürtüsünün, yani bilimsel gelişimin ilk adımıdır. Bilim ve merak, çocuklarda ilk kez bu yaşlarda bir araya gelir. Ergenlik döneminin sonuna ve bazen de yetişkin haline dönüşen çocuğun tüm yaşamına, bu merak duygusu eşlik eder. Yapılan çalışmalar, çocukların yetişkinlik dönemlerinde 14-15 yaşına kadar karşılaştığı meslekleri tercih ettiğini göstermiştir. Bu yüzden vicdanlı bilim eğitimi, mutlaka çocukluk döneminde başlamalıdır. Geleceğimiz olan çocuklarımızın, bilimle erken yaşlarda tanışmasını sağlamak birçok açıdan toplumsal avantaj sağlar. İnsanlığın problemlerine köklü çözümler üretecek ilkleri hayata geçirebilmeleri için çocukları erken yaşta vicdanlı bilimle buluşturmak çok önemlidir. Çocuklar için Vicdanlı Bilim Eğitiminin Önemi Nedir? Çocuklar için vicdanlı bilim eğitimi, birçok açıdan önem arz eder. Her şeyden önce bireysel olarak bilim, çocukların geleceklerini şekillendirme konusunda destekleyicidir. Yeni kapılar ve ufuklar açarak çocuklarımızın gelişimini destekler. Merak duygularının ve yeni şeyler keşfetme isteklerinin beslenmesinde önemli bir yere sahiptir. Çocukların bir metoda, neden-sonuç ilişkisine bağlı olarak dünyayı ya da merak ettikleri şeyleri anlamalarını sağlar. Bunun yanı sıra çocuklar için bilim eğitimi, bireysel faydanın dışında toplumsal anlamda da önemli faydalar sağlar. Bu doğrultuda bilim ve çocuk ilişkisi, toplumun gelişmişlik düzeyi ve bilimsel konulara olan genel yaklaşımı kapsamında belirleyici bir faktördür. Çocuklarımızı erken yaşta bilimle tanıştırmak; gelecekteki mühendislerimiz, bilim insanlarımız, yenilikçi teknolojiler geliştiren çift kanatlı rol modeller olabilmeleri açısından önemlidir. Çocuklara Vicdanlı Bilim Eğitimi Nasıl Verilir? Çocuklar için vicdanlı bilim eğitimi, toplumun ve çocuklarımızın geleceği için hayati bir öneme sahip olmakla birlikte mutlaka doğru şekilde planlanmalıdır. Küçük çocuklar, dünyayı anlamaya ve çevresinde olup biteni kavramaya çalıştıklarında çoğunlukla basit ilişkiler kurmaya odaklanır. Bu durum, ilerleyen yaşa bağlı olarak daha kompleks bağlantılar üzerinden çevrenin keşfedilmesine evrilir. Tam da bu yüzden çocuklar için bilim eğitimi, tek bir düzlem üzerinde değerlendirilemez. Çocuğun yaşı ve içerisinde bulunduğu gelişim çağı, bilimsel eğitimin içeriği belirlenirken mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Çocuklarımıza iyi bir bilimsel eğitim vermek istiyorsak, bu noktada kesinlikle çocuğun yaşına ve ilgi alanlarına uygun olacak şekilde çift kanatlı bir eğitim yöntemi izlenmelidir. Her bir çocuğun özel olduğunu unutmadan doğrudan onların ilgi alanlarına odaklanmamız, bilimin eğlenceli yanlarını keşfetmelerini sağlar. Ayrıca çocukların bilimsel öğrenme sürecinin bir parçası olmasını sağlamak, biz çocukları bilime teşvik etmek isteyen yetişkinlerin en önemli görevlerindendir. Çocuklarımızın kendi kendilerine deney yapmalarını sağlayarak ve bu deney sonucunda elde edilenleri doğrudan keşfetmelerini mümkün kılacak bir ortam oluşturarak, bilimsel gelişimlerine katkı sunmamız mümkündür. Bunlara ek olarak bilimi gündelik yaşama taşımak, bilim seti gibi araçlardan faydalanmak ya da çocuklarımızı sorgulamaya teşvik ederek sorgulayıcı bir zihne sahip olmalarını sağlamak, çocuklar için bilim serüvenini destekleyecek unsurlardır. YGA Bilim Seferberliği’yle birlikte Twin bilim setleriyle 1 milyon çocuk teoriyi pratiğe, projeye, bir çıktıya dönüştürüyor. Elleriyle deneyler yapıyorlar. Böylece hem sosyal hem de duygusal becerilerini gelişiyorlar. Çocuğun Bilime ve Teknolojiye Olan Merakı Nasıl Arttırılır? Çocuklarımızı erken yaşlarda bilim ve teknoloji ile buluşturmak istiyorsak, her şeyden önce onlara örnek, rol modeller olmalıyız. Bunların yanı sıra çocukları sürekli olarak bilimsel aktiviteler içerisine dahil etmek ya da bilimsel metotların öğrenimini hızlandıran araç setleri ile gelişim süreçlerine destek vermek, onlar üzerinde teşvik edici bir etki oluşturacaktır. Bilimle ilgili kitaplar, bilim etkinlikleri, deneyler, bilim müzeleri ve elbette bilimi sevdiren projeler, çocuklarımızın bilimle çok daha verimli şekilde kucaklaşmasını sağlayacaktır. YGA’nın Bilim Seferberliği’yle ulaştığı bir milyona yakın çocuğun bilime olan ilgileri, YGA gönüllüleriyle yapılan bilim atölyleri sonrasında %97 artmıştır.* Öğrenciler çevresel farkındalık kazanıyor, yaratıcı düşünme ve problem çözme becerilerini geliştiriyorlar. Bir YGA girişimi olan Twin Science ile bilim setleriyle yaptıkları projeler, yaratıcılıklarını ve araştırma isteklerini artırıyor. Bu sayede, yaşamlarına yayılan bir problem çözme bakış açısı ve sürdürülebilir çevre bilinci ediniyorlar. Bilimle İlgili Kitap ve Dergiler Çocukluk yaşlarında okunan her kitap, özel bir bağın gelişmesinde zemin oluşturur. Çocuklar için bilim kitapları, çocuklarımıza bilim sevgisi kazandırma açısından hayati bir rol üstlenir. Bu kitaplar, sadece bilim hakkında bilgi vermez. Aynı zamanda bilimsel bilginin nasıl açığa çıkarılacağı konusunda çocuklara bir metodu takip etme yetkinliği kazandırır. Merak duygularını geliştirir ve yeni şeyler keşfetme konusunda çocuklarımızı destekler. Bilim Etkinlikleri ve Deneyler Bilim ve eğitim, gündelik yaşama uyarlanabildiğinde çocuklarımızın bilime olan ilgilerini artırmamız çok daha kolaydır. Gündelik yaşama dair deneyler, daha kompleks içeriğe sahip deneylerin yapıldığı bilimsel etkinlikler, çocuklarımızın bilimle kucaklaşmasında destekleyici rol üstlenir. Özellikle okul çağında bilim eğitimi açısından bilim etkinlikleri ve deneyler, oldukça teşvik edicidir. YGA’nın Çocuklara Vicdanlı Bilimi Sevdiren Projesi YGA, çocuklara bilimi sevdirmek amacıyla başlattığı “Bilim Seferberliği” projesi ile Türkiye’nin her köşesindeki çocuklarla bilim setlerini buluşturuyor. YGA’nın Bilim Seferberliği Projesi, öğrenci ve öğretmenlerin bilime ilgisini artırıyor. Bilim Seferberliği gibi projelere katılım, öğretmenler üzerinde derin ve çok yönlü etkiler yaratıyor. Türkiye’nin en parlak gençlerinin ve en dezavantajlı çocuklara bilimi götürdüğü bu proje, çocukların bilimi eğlenerek öğrenmeleri açısından teşvik edici olmasının yanısıra çift kanatlı rol modellere tanıklık etmeleri açısından da kıymetlidir. Mesleki gelişimleri üzerinde olumlu bir etki yaratarak, öğretmenlerin kendi mesleki pratiklerine ve kariyerlerine olan bakış açılarını yeniden şekillendiriyor. Öğretmenler, öğrencilerine sundukları bilgi ve deneyimlerle daha doğrudan ve anlamlı bir etkileşim kurma fırsatı buluyorlar. İnovatif yaklaşımları ve yenilikçi projeleri teşvik eden bilim setleri, günümüz sorunlarına çocukların erken yaşta teknolojik yaklaşımlarla çözüm üretmelerini sağlıyor. Bu vizyonla YGA, hiçbir meraklı zihin geride kalmayana dek sürecek bu seferberlikle, Türkiye’de 5 milyon çocuğu vicdanlı bilimle buluşturmak için çalışmalarına devam ediyor. Bilim Müzeleri Bilim müzeleri, çocukların bilimle tanışmasını ve bilimsel düşünme becerilerini geliştirmesini sağlayan harika birer aktivite alanlarıdır. Bilimin
