YGA Mülakatı Nasıl Geçer? Bir Gönüllünün Gözünden

Yazı Başlıkları Merhabalar, ben Aleyna. Boğaziçi’nde İktisat 2. sınıf öğrencisiyim ve bir yıldır da YGA’da gönüllülük yapıyorum. YGA yolculuğumun gerçekten başladığını hissettiğim an, YGA mülakatı yani fiziksel tanışma toplantısıydı. O günü, geçen yıl gönüllülük yapmaya başlayan birinden dinleyeceksiniz. Tek Bir Doğru Cevap Yok Mülakatın yapıldığı yere gittiğimde kalabalık gruplar oturuyordu. Aklımda dönen sorulardan birkaçı şunlardı: Beni neye göre değerlendiriyorlar, ne cevap vermemi bekliyorlar? Ama girdiğim an, sorulan sorulardan şunu anladım: Tek bir doğru cevap yok. Asıl istenen şey, kendiniz hakkında ne kadar derinleşebildiğinizi görmek. Sorular jenerik cevap vermenize izin vermiyor. Daha önce hiç düşünmediğiniz şeyleri düşündürüyor. Örneğin aklımda kalan sorulardan biri şuydu: “Sizce insanlık tarihinin yüzde kaçında savaşlar olmuştur?” Cevabı merak edenler için: yaklaşık yüzde 92! Normalde üzerine çok durmadan geçtiğim bir şeydi, ama bu istatistikle birlikte savaşların ne kadar uzun soluklu ve yıkıcı olduğunu çok daha derinden düşünmeye başladım. Mülakatta Ne Aranıyor? Kendine Bakabilme Cesareti Değerlendirme kriterlerine gelince: mülakatta adayların kendilerine bakabilme cesareti ölçülüyor. Hem kendisi hem etrafındaki insanlar hem de çevresindeki olaylar hakkında derinlemesine düşünebilen, bunu yapma cesaretini gösterebilen ya da bu potansiyeli taşıyan adaylar öne çıkıyor. Mülakattan sonra etrafıma baktığımda öne çıkan ortak şey, zirvede de altı kırmızı kalemle işaretlenen umutlu bakış açısıydı: hem kendisi hem de etrafındakiler için daha iyi bir yarın hayal edebilmek. Fiziksel tanışma toplantısından sonraki ilk etkinlik olan 101 kampında tanıştığım insanlarla sadece 3 gün geçirmemize rağmen çok derin sohbetler edebildik. Bunun temelinde basit ama güçlü bir ortaklık vardı: geleceğe umutla bakmak ve bu umudu yalnızca kendin için değil, herkese daha iyi bir yarın bırakabilmek için taşımak. Toplumda konuşulan sorunların farkında olan, bu problemlerin çözümsüz olmadığına inanan ve hatta çözümün bir parçası olmak isteyen insanlarla bir arada bulunmak bana yalnız olmadığımı hissettirdi. Çift Kanat: Donanım ve Vicdan Bir diğer kriter ise adayların çift kanada sahip olup olmadığı. YGA’daki çift kanat; vicdanlı ve donanımlı olmayı birlikte temsil ediyor. Donanımı anlamak kolay. Ama vicdan kısmı çoğu zaman muğlak kalıyor ya da ‘iyi insan olmak’ gibi geniş bir çerçevede takılıp kalıyor. Bahsettiğimiz vicdanı en iyi açıklayan sözlerden biri YGA’nın kurucusu Sinan Abi’nin bir sözü: “Bahsettiğimiz vicdan, kendisi için istediğini Türkiye’deki en dezavantajlı bölgedeki öğrenciler için de isteyebilecek kadar derin bir vicdan. Hatta öyle bir vicdan ki Türkiye için istediğimiz şeyleri Ruanda için de isteyebilecek kadar. Bu öyle bir vicdan ki dünyanın her yerini sarmasını dilediğimiz bir vicdan.” Gönüllüler Ne Diyor? Ömer’in Gözünden “YGA mülakatlarına gitmeden önce, YGA’yı vicdanlı ve köklü projeler yapan çok ciddi bir yer olarak görüyordum lakin mülakata girmeyi beklerken karşılamada olan bir gönüllünün gülüşü, benimle olan konuşması bana yanıldığımı göstermek için yeterli oldu. Evet, YGA düşündüğüm gibi bir yerdi yalnız bunların ötesinde samimi, insanların bağ kurduğu, çokça güldüğü ve eğlendiği de bir yerdi. Bu samimi, mutlu hal benim halimi de etkiliyor; benim de daha iyi hissetmemi sağlıyordu.” Defne’nin Gözünden “YGA mülakatımda bana hayatımı değiştiren ‘peak experience’ım sorulduğunda ne cevap vereceğim ne kadar derin paylaşımlarda bulunabileceğim konusunda endişeliydim. Fakat hikayemi anlatmaya başladığımda tüm endişem kayboldu. Herkes beni dikkatle, merakla, yargılamadan dinliyor; ağzımdan çıkan her kelimeye değer veriyordu. Sonradan anladım ki bu YGA’da bolca karşılaşacağım güven ortamının bir ön gösterimiymiş.” Mülakat Günü Bittiğinde YGA mülakatını tek cümleyle anlatmam gerekse: Kendinizi ne kadar tanıdığınızı ve kendinize karşı ne kadar dürüst olduğunuzu test eden bir gün. Sorulan sorular sizi zorluyor, karşılaştığınız insanlar sizi etkiliyor, hissettikleriniz sizi şaşırtıyor. Ama mülakat günü bittiğinde aklınızda kalan şey muhtemelen verdiğiniz cevaplar değil, kendinize sormak zorunda kaldığınız sorular oluyor. YGA kendi sorularıyla yüzleşmeye hazır, dünyaya umutla bakmaya devam eden insanları arıyor. Ama mülakat günü aynı zamanda siz de YGA’yı tanıyorsunuz. Programın size uygun olup olmadığını siz de ölçüyorsunuz. Sonuçtan bağımsız olarak bu noktaya kadar ilerlediğiniz için kendinizi içtenlikle takdir etmeniz gerektiğine inanıyorum ve unutmayın ki vicdanlı bir şekilde bir ilke hep birlikte gitmek isteyen herkese kapılar sonuna kadar açık. Kendinle yüzleşmeye hazırsan, YGA seni bekliyor. Başvuru için: yga.org.tr
Endişeden Özgüvene: Defne’nin 3 Yıllık YGA Yolculuğu

Yazı Başlıkları 3 yıl önceki ilk zirvemi düşününce aklıma ne o zamanki konuşmacılar, ne de söylenenler geliyor. Beni en çok etkileyen şeyin bordo sweatli öğrenciler olduğunu hatırlıyorum. YGA’yı yakından tanımadan önce başvurma amacım bilim sahalarına katılabilmek, give back yapabilmekti. Zirve’deyse anladım ki aslında burada çok daha derin bir amaç yatıyor, YGA ekosisteminin içindeki gönüllülerin samimiyeti beni derinden etkiliyor. Zirve’nin ardından programlara başvururken de kök sebebim bu güven ve öğrenme ortamının, samimiyetin bir parçası olabilmekti. Amaçladığım bu give back’i bilim sahalarında yaparken benim gibi yüreği heyecan, merak ve köklü değişimlerin peşinde olan insanlarla birlikte çalışmak en büyük motivasyonum oldu. YGA’yı Farklı Kılan Şey: Sürdürülebilirlik Lise hayatım boyunca birçok STK, proje ve etkinlikle tanıştım ve bence YGA’yı farklı kılan en önemli şey sürdürülebilirlik. Burada kimse günü kurtarmaya çalışmıyor, sürdürülebilir ve köklü çözümler bulmaya odaklanıyor. Örneğin bilim sahalarında YGA sadece Twin setlerini ulaştırıp çekilmiyor, gönüllü öğrencilerin oradaki çocuklara rol model olması için imkanlar sağlıyor, öğretmenleri programa dahil ediyor onların da gelişimlerini takip ediyor yani amaçlanan etki birçok kanattan destekleniyor. Veya YGA Programları’nda bizler çoğu projede yapıldığı gibi birkaç seminer alıp dağılmıyoruz, her hafta farklı konular üstüne sohbetler ediyor, uzun süreli gelişimimizi gözlemliyoruz. Beklenti ve Gerçeklik: İki Yönlü Bir Dönüşüm Ben YGA’da give back yapabileceğim, benim gibi köklü sorunlara köklü çözümler arayan yol arkadaşlarımla tanışabileceğim bir ekosistem bekliyordum. Evet bunları buldum ama hiç düşünmediğim etkenlerle de karşılaştım. Örneğin ben YGA’da bu kadar değişip gelişebileceğimi, YGA programlarında asıl odaklanacağımız şeyin kendimiz olduğunu bilmiyordum. Özetle YGA’da dünyayı değiştirecek kadar cesur olmayı beklerken aynı zamanda kendimi tanıyacak kadar da insightful olmayı öğrendim. Öncesi ve Sonrası: Bir Dönüşüm Hikayesi YGA’dan önce Defne kendinden pek de emin olmayan, başarısızlıklarında kolayca endişeye düşen, umutlu olmasının yanı sıra bu umudu nasıl kullanacağını bilmeyen bir Defne’ydi. YGA sonrası Defne özgüveni yüksek, başarılarına odaklanan ve kendini takdir etmeye değer veren, başarısızlıklarını bir öğrenme havuzu olarak gören birine dönüştü. Give Back: İçten Başlayan Bir Yolculuk Give back benim için ilk önce içten başlıyor. Sahip olduğun şeyleri öncelikle fark edebilmek ardından kendini bu sahip oldukların için appreciate edip başkalarının da bundan faydalanmasını sağlamak. Bir arkadaşıma da bir büyüğüme de bilim sahasındaki bir çocuğa da give back yapmanın mümkün olduğuna inanıyorum. Eşitsizliğin artarak ilerlediği dünyamızda sahip olduğumuz zamanı, mutluluğu, en önemlisi de umudu paylaşarak bu eşitsizliği kapatmaya çalışmak. Bilim Seferberliği: Köklü Soruna Köklü Çözüm YGA’da hep köklü sorunlara köklü çözümler diyoruz. Bence Bilim Seferberliği bunun en güzel örneklerinden. Benim için Bilim Seferberliği’nin bu kadar önemli olmasının sebebi, sadece deprem bölgesindeki birkaç çocuğa bilim seti göndermekle kalmıyor olmamız. Gerek gönüllü olarak sahaları ziyaret edip oradaki çocuklara rol model olmak olsun, gerek ilgili öğretmenlerin rol model öğretmenler programına katılıp takiplerinin yapılması olsun, gerekse Twin platformunun sürekli olarak geliştirilmesi, kendini yenilemesi olsun. Bunların hepsi Bilim Seferberliği’nin eğitim eşitsizliği gibi köklü bir soruna kalıcı, köklü ve yürekten gelen bir çözüm bulması. Tabii bir de benim için taşıdığı kişisel önem var. Özellikle eğitim eşitsizliğini dert edinen bir YGA’lı olarak sahalarda çocukların gözlerindeki ışıltıyı görmek benim YGA’da en keyif aldığım nokta diyebilirim. Bazen sahip olduğumuz umudu deprem bölgesine taşıyoruz, donanımımızla give back yapıyoruz. Bazense çocuklardan ve öğretmenlerden aldığımız öğrenme aşkıyla, hayallerle ve umutla güçlenip yolumuza daha da emin adımlarla devam ediyoruz. RMÖP Stajı: Etkinin Her Yönünü Görmek Bilim sahalarında zamanın nasıl geçtiğini unutan biri olarak bu staja kendimi çok bağlı hissettim. Sahada gönüllülerle yaptıklarımızın yanı sıra köklü değişimlerin öncüsü olan öğretmenlerimizle de çalışıp Bilim Seferberliği’ni her kanattan gözlemleyerek bu büyük etkiyi daha da iyi anladım. Özellikle hem öğretmenlerle iletişim halinde olup onlardan gelen yorumları ve teşekkürleri dinlemek aynı zamanda işin arka planında yarattığımız bu etkinin verisiyle ve sayılarıyla çalışmak çok hoşuma gitti. Defne’nin hikayesi, YGA’nın sadece bir gönüllülük platformu değil, aynı zamanda gençlerin kendi potansiyellerini keşfettiği bir dönüşüm ekosistemi olduğunu gösteriyor. Sen de bu yolculuğun parçası olmak istersen, YGA seni bekliyor. YGA’lı olmak için yga.org.tr adresini ziyaret et.
