Hatay Samandağ’dan Bana Kalanlar…

YGA’daki gönüllülük sürecimde Türkiye’nin dezavantajlı bölgelerinde vicdanlı bilim atölyeleri gerçekleştireceğimi bilsem de heyecanlanmamak elimde değildi. Nelerle karşılaşacağımı, nasıl bir deneyim olacağını bilmiyordum. Ekip arkadaşlarımla Hatay’ı ziyaret edeceğimizi ve Samandağ’da bilim atölyesi gerçekleştireceğimizi öğrenince bu heyecanım daha da arttı. Şimdi geriye dönüp bakınca bunun yaşadığım en unutulmaz deneyimlerden biri olduğunu daha iyi anlıyorum. 48 saat içerisinde bu kadar çok krizle yüzleştiğim ama hiçbirinin kriz olduğunu bile hissetmediğim, her an ekibin desteğinden güç aldığım 2 gündü. Hâlâ öğrendiklerimi kendime anımsattığımı ve birçok değerli anıya ortak olduğumu fark ediyorum. Bu deneyimi yaşama fırsatım olduğu için çok minnettarım. Yaşadıklarımı sizlerle de paylaşmak adına bu yazıyı yazmak istedim. Samandağ’da ekip olarak başımızdan geçenleri kısaca özetlemek gerekirse şunu söyleyebilirim: İlk gün yağmur nedeniyle katılımın az olduğu, toplam 7 çocukla yapılan bir atölyeden; ikinci gün Bilim Sahaları Koordinatörümüz Recep Abi’nin bir anda “42 çocuk var, daha fazla sandalye dizelim.” diyerek konteynıra girdiği bir atölyeye dönüşen bir saha deneyimiydi. Bu yazımda da seyirlerden, MTTR kavramından, esneklikten, ekip olmaktan, sahada herkesin bilmesi gerektiğine inandığım öğretilerden, sahanın bana etkilerinden ve en kıymetlisi benim çocuklarda gördüklerimden bahsetmek istiyorum. Bundan bir hafta önce YGA’dan bağımsız farklı bir sahada görevliydim. O sahada da aslında şunu fark ettim: Her saha benzersiz ama bir o kadar da birbirine benzeyen deneyimleri barındırıyor. Sorunlar farklılık gösterse de çözümler genellikle hayatımın bir döneminde öğrendiklerimle ilişkili oluyor. Bu noktada ise devreye seyir yapmış olmak giriyor bence. YGA’da yaptığımız seyirlerde yaşadığımız deneyimleri, kendimize aldığımız öğretileri ve iç görüleri birbirimizle paylaşıp ekipçe gelişimimizi kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Biz ne zamanki saha sonrası seyir yaparak öğretileri “yaşanılanlar” kategorisinden “öğrenilenler” kategorisine taşıyoruz, o zaman kriz anında ihtiyaç duyduğumuz bilgiyi anımsamamız çok daha kolay oluyor. Yaşadıklarımızın adını koymak, onlara anlam katıyor. Öğrendiklerimi ise çoğu zaman yalnızca sahada değil, günlük hayatta yaşadığım ufak olaylarda dahi kullanabiliyorum. Bu noktada “MTTR” benim için üzerine en çok düşündüğüm kavramlardan biri haline geldi. MTTR yani Mean Time To Repair, bir arızanın tespit edilmesinden itibaren beklenen ortalama onarım süresini ifade ediyor. Bir fabrikanın sağlıklı işlemesi için bu zamanın çok kısa olması gerekir. Benzer şekilde bir insanın da yüksek performansta çalışması, kendiyle ilgili bu onarımı ne kadar hızlı yapabildiğine bağlı. Kişi kendisiyle ilgili yanlış giden şeyi fark edip onu düzeltmek için aksiyon alamıyorsa, yani çabuk toparlanamıyorsa MTTR’si yüksek anlamına geliyor. Yaşadığım sorundan ziyade sorunu çözme sürecinin ve nasıl çözeceğim karmaşasının beni strese sürüklediğini ve verimimi düşürdüğünü fark ettim. Bu süreci MTTR kavramıyla ilişkilendirip süreyi kısaltmaya yönelik uygulamalar hayata geçirdiğimde ise stresimi çok daha kolay yönettiğimi hatta kısa sürede atlattığımı fark ettim. Çünkü sorunun kendisinden önce, onu çözmeme engel olan faktörleri hızlı şekilde belirleyip ortadan kaldırıyorum. Böylelikle sorunu çözmek için çok daha fazla zamanım ve çok daha diri bir zihnim oluyor. Bu yaklaşım yalnızca sahalardaki deneyimimi değil, doğrudan günlük hayatımı da dönüştürdü. Samandağ sahasında ikinci günün ilk oturumunu Recep Abi ile yapmıştık. Koskoca bir oturum boyunca konuşamadım. Recep Abi benim moderatörlüğü daha aktif yapabilmem için ne kadar çabalasa da o esnada çocukların durumu, Recep Abi’nin bilim kitini anlatmak için seçtiği yöntem gibi çeşitli faktörler sebebiyle elimden yalnızca Recep Abi’yi izlemek ve her yaptığını aklıma kazımak geldi. Ne var ki bu durum oturum sonrasında beni çok üzdü ve “Yapamadım, beceremiyorum.” algısına kapıldım. Bu beni gerçekten üzdü, gözlerim yaşardı. Ben de hızlıca ekiple paylaşma yoluna başvurdum. “YGA ekiptir” lafını duymuştum ama ilk defa o gün İnci olarak buna tanıklık ettim. Biz “birlikte başaran” olmakla aynı zamanda birbiriyle paylaşan, yardımlaşan; birbirine destek olup ortaklık eden bir ekip oluyoruz. Ben de istediğim gibi bir moderatörlük yapamadığımı paylaştığımda tüm gönüllüler adına çok önemli olduğuna inandığım bir öğreti üzerine konuştuk: “Rol modeller olmak, yalnızca bilgiyi karşı tarafa aktarmaktan ibaret değil; iyi birer dinleyici olarak bile çocuklara rol modellik ediyoruz. Söylediklerimizin ötesinde oradaki varlığımız ve tavırlarımız çocuklara ulaşıyor”. Bu nedenle aslında çocukların bizden ne aldıkları konusunda niyet okumak çok yanlış. İyi bir rol model olmakta asıl önemli olan, paylaştığın şeyler kadar bunları nasıl bir ruh haliyle, nasıl bir tavırla paylaştığın. Bunun üzerine ben kendimi sakinleştirmeye başlamışken içeri Recep Abi girdi ve 42 çocukla atölye yapacağımız haberini verdi. Hepimizin gözleri kapıya çevrildi ve hızla sandalye toparlamaya başladık. Hiçbirimiz daha önce böyle bir deneyim yaşamamış olsak da sanki yedişer kişilik 6 grupla atölye yapmanın ne olduğunu biliyormuşçasına organize olmaya başladık. Bu da YGA ekibinin birlikte nasıl çalışabildiğini bana tekrardan gösterdi. Gruplar kalabalıklaşmaya başladı ve ben 7 kişilik bir grubu tek başıma modere edeceğimi öğrendim. Üstelik ilk defa çocuklarla tanışma seansını önden yapmamıştık ve grupla bir tanışma oyunu oynamamız gerekliydi. Ben 15 dakika önce “Yapamıyorum.” diye resmen ağlıyordum, şimdi 7 çocukla nasıl yapacağım? Bir de tek başımayım! O an elim ayağıma dolandı desem az kalır. İşte böylelikle seyirde üzerine konuştuğumuz çok önemli başka bir öğretiye geldi konu: Esneklik. 15 dakika önce ağlayan İnci’den, kendisinden beklediğinden çok çok daha iyi geçmiş bir atölyeyi modere eden İnci’ye… O an aslında saha içinde yaşadığımız bir krizden öte benim kendi içimde yaşadığım bir krizi çözmem gerekiyordu ve elbette tüm oklar MTTR’yi işaret etti. Çocuklarla olduğum ilk dakikalar tanışma oyununu oynamayı bile doğru dürüst beceremedim. Oyunu yönetemedim, stresten takip bile edemedim. Böylelikle aslında ilk kez verimimi artırmak için değil, başka bir şansım olmadığı için MTTR’mi kısaltmak zorundaydım. O esnada bunu kısaltmak için anlık geliştirdiğim yöntemleri ise şimdilerde hayatımın her alanında kullanıyorum. Saha gerçekten karar alma mekanizmamızda müthiş bir değişim yaratıyor. Burada vurgulamak istediğim bir diğer nokta da şu: Sahada ekipten yardım almak bence her anlamda çok önemli. Duygusallaştığımda veya moderatörlüğüm aksadığında ekip olmasa kesinlikle çok daha zor toparlanırdım. Ben moderasyonu yaparken Recep Abi’nin zorlandığımı görüp bir dakikalığına bile olsa gelip çocuklara bir şeyler söylemesi içinde bulunduğumuz ana dönmeme ve büyük resmi görmeme çokça katkı sağlıyordu. YGA ekiptir, saha kesinlikle ekip işidir. Öngördüğümden bambaşka bir durumla karşılaşsam dâhi ağlıyor olduğum bir hâlden; kendi kendini döndüren, sürekli sorular soran ve birbirlerinin sorularını cevaplamak için tartışan, buldukları sonuçları akıllı arabalarına entegre ederek keşfeden bir ekip çıkarmak da mümkünmüş. Ben o an planımı genişletip, mantıklı anlık kararlar vererek, yeri geldiğinde Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın da bahsettiği gibi “pilot uygulamalar” yaparak esnekliği kendime göstermiş oldum. Evrenin akışını değiştiremiyoruz ancak sayısız ihtimalden birine uyum sağlayabiliyoruz. Ekip olarak
Üniversite Döneminde Neden Gönüllü Olmalısınız?

Gönüllü olmak, bireysel ve toplumsal gelişimin en önemli parçasıdır. Son derece basit gibi görünen bu eylem, sadece toplumsal gelişim üzerinde etkili değildir. Aynı zamanda dünyadaki sorunların gelecek nesiller tarafından bir farkındalık olarak sahiplenilmesinde de önemli bir yeri vardır. YGA topluluğu, dünyadaki köklü sorunlarına köklü çözüm getirmek için aktif rol almak isteyen gençleri, bu konudaki temel yetkinliklerle ve kazanımlarla donatır. Global Impact University Programı, bu kapsamda geliştirilen ve üniversitede gönüllü olmak için öğrencilerin sahip olması gereken donanımları sağlayan bir gönüllülük faaliyetidir. Gönüllü Olmak Neden Önemlidir? Gönüllü olmak, toplumsal gelişimin ve dünyadaki sorunların farkındalığı açısından önemlidir. Bununla birlikte gönüllülük faaliyetleri, sadece toplumsal faydanın artırılmasını içermez. Ayrıca birey üzerinde de önemli etkiler gösterir. Mutluluk, sosyal sorumluluk, yaşam doyumu, farkındalık bilinci ve kişisel gelişim bakımından birey üzerinde bir dizi kazanımı beraberinde getirir. Dolayısıyla gönüllük faaliyetleri, kişinin çocukluk yaşlarından yetişkinliğe kadar uzanan yaşamı boyunca birçok açıdan gelişmesini sağlar. YGA programları da bu kapsamda hazırlanmış ve çift kanatlı gençler yetiştirmeye odaklanan programlardır. Eğitim süreci boyunca öğrencilerin donanımlı ve vicdanlı olmalarını sağlamaya yönelik hazırlanan programlardan biri de Global Impact University Programı’dır. Global Impact University Programı, dünyadaki köklü sorunların farkında olan ve sahip olduğu donanımlarla bu sorunları çözmeye hedefleyen gençlere yöneliktir. İnsanlığa faydalı ilkelere imza atmak isteyen gençlerin bir araya geldiği bu program, üniversitede gönüllü olmak isteyen öğrenciler için geliştirilmiştir. Üniversitede gönüllülük faaliyetleri, birçok açıdan bireyin gelişimi üzerinde etki gösterir. Bunlardan ilki dünya sorunlarının farkına varmak ve bu sorunlar karşısında çözüm elde etmek adına yeterli donanım düzeyine ulaşmaktır. Bu kapsamda geliştirilen sosyal sorumluluk projeleri, sadece ilgili alanda yapılan çalışmalar sonucunda elde edilecek faydaları içermez. YGA’nın Global Impact University Programı, YGA topluluğun bir parçası olarak bu topluluktan maksimum düzeyde verim elde etmeyi vadeder. Bu program, imkanları kısıtlı olmasına karşın hayalleri sınırsız çocukları bilimle buluştururken, öğrencilerin gelecekte seçecekleri kariyer yolları için de önemli mentorluk ve gelişim imkanları sağlar. Gönüllü Faaliyetlere Katılmanın Faydaları Nelerdir? Gönüllü faaliyetler, bireysel ve toplumsal düzemde birçok faydayı beraberinde getirir. Gönüllülük bağı, zihinsel ve ruhsal iyilik hali, özgüven, sorunlarla başa çıkma yetkinliği, sosyal çevre kazanımı açısından bireyin gelişimin katkı sağlar. Toplumsal anlamda ise eksikliklerin giderilmesi ve toplumun gelişiminde rol oynar. Özellikle üniversitede gönüllü olmak, yaşamın yeni kazanımlarla dolu bu döneminde pek çok faydayı derinlikli olarak elde etme fırsatı sağlar. Genel olarak gönüllü faaliyetlere katılmanın faydaları şu şekildedir: * Bedensel, ruhsal ve zihinsel iyilik kazandırır. * Gönüllülük bağı oluşturur. * Sosyal çevreyi geliştirir. * Kişiye farkındalık kazandırır. * Kişisel gelişimi olumlu yönde etkiler. * Sorunlarla başa çıkma kabiliyetini artırır. YGA ise gönüllülük faaliyetlerinin bu önemli faydalarının yanı sıra düzenlediği programlara katılan gönüllüleri YGA Hayal Ortağı topluluğu ile buluşturur. YGA Hayal Ortakları topluluğu; bilim insanlarından sanatçılara, akademisyenlerden üst düzey yöneticilere kadar oldukça geniş ve nitelikli bir kitleden oluşur. Üniversitede Gönüllülük Faaliyetlerine Nasıl Katılabilirsiniz? Üniversitede gönüllü olmak, bireysel olarak kendimizi geliştirmenin ve topluma katkı sağlamanın kıymetli bir yoludur. Gençlik çağlarının başladığı ve artık yetişkin bir bireye dönüştüğümüz bu dönem, sadece eğitim ve öğrenim fırsatlarıyla dolu değildir. Yeni bilgi ve becerilerin kazanmanın yanı sıra üniversite süreci, maddi ya da manevi herhangi bir karşılık beklemeksizin toplum yararına yapılan gönüllük çalışmaları için de ideal bir dönemdir. Üniversitede gönüllü olmak için tercih edilebilecek birçok farklı yarım kuruluşu ve gönüllülük esasına göre faaliyet gösteren kurum ya da dernek vardır. Bununla birlikte gönüllüğün topluma ve kısıtlı erişimi olanlara yönelik etkisi kadar bireysel gelişim üzerinde sağladığı katkı da üniversite sürecinde gönüllü faaliyetlerle katılırken değerlendirilmelidir. YGA, Global Impact University Programı ile dünyadaki sorunların farkına varırken aynı zamanda kendimizi de eşit ölçüde geliştirme fırsatı sunar. Üç aşamadan oluşan bu programda, belli başlı kriterleri yerine getiren gönüllülerin bir sonraki aşamaya geçmesi sağlanır. Gönüllülük İçin Üniversite Dışında Fırsatlar Üniversitede gönüllü olmak, bireysel gelişimi güçlendirirken yeni fırsatların da kapılarını aralar. Daha iyi sosyal ilişkiler kurmayı mümkün hale getirir. Bununla birlikte gönüllülük faaliyetleri, sadece üniversite yaşamı ile sınırlı değildir. Global Impact University Programı, gönüllüleri YGA topluluğu ve YGA tarafından hazırlanan fırsatlarla buluşturur. YGA Alumni Topluluğu, tam olarak bu hedef kapsamında geliştirilmiş bir projedir. YGA mezunlarının ve YGA çatısı altında gönüllülük faaliyetlerinde bulunanların bir arada bulunduğu bir mecradır. Bu mecra, YGA topluluğuna mensup olanların, YGA tarafından geliştirilen yeni proje ve programları yakından takip ederek dahil olmalarını sağlar. Böylelikle YGA topluluğunun fertleri, en güncel projelerden, gelişmelerden haberdar olabilir. YGA Gönüllüsü Olmak YGA gönüllüsü olmak, donanımlı ve vicdanlı olarak imkanları kısıtlı olan kesimlere destek olmayı gerektirir. YGA gönüllüleri, eğitime erişimi olmayan çocukları teknoloji ve bilimle buluşturur. Dezavantajlı gruplara çeşitli konularda destek olmak amacıyla farklı projelerde yer alır. YGA topluluğunun bir parçası olur ve topluma ya da dünyadaki güncel sorunlara katkıda bulunarak kişisel gelişimini güçlendirir. Eğitim, sosyal yardım, çevre, sağlık, bilim ve kültür-sanat gibi projelerde yer alan YGA gönüllüleri, sadece başkalarına yardım etmez. Aynı zamanda kendilerini de geliştirir ve toplumsal yapıya katkı sağlar.
Çocuklarınız İçin Çift Kanatlı Eğitim Modeli

Çocuklarınız İçin Çift Kanatlı Eğitimin Önemi Nedir? Çift Kanatlı Eğitim, bireysel ve toplumsal gelişimin en önemli yapıtaşıdır. Çocukluk döneminden itibaren başlayan eğitim süreci, toplumsal ve bireysel anlamda maksimum faydanın açığa çıkarılması açısından önemlidir. Bununla birlikte eğitimin doğru şekilde planlanması, çocuklarımızın yetişkin bir birey olma sürecinde önemli bir yere sahiptir. Doğru bir eğitim programı; kişisel ve sosyal gelişim, bilgi ve becerilerin kazanılması, bazı becerilerin geliştirilmesi, eleştirel düşünme ve problem çözme yetkinliklerinin artırılması, ekonomik kalkınma açısından bireyi ilgilendirdiği kadar toplumun genelini de ilgilendirir. Çözüm bulabilen, birlikte çalışabilme yetisi olan ve çevresiyle birlikte ülkesindeki ve dünyadaki problemlere dair farkındalığı yüksek, vicdanlı ve donanımlı bireyler olarak yetişebilmeleri için, çift kanatlı eğitim modeliyle yetişmeleri çok önemlidir. Çift Kanatlı Eğitim Neden Önemlidir ve Nasıl Olmalıdır? Eğitim, bireylerin gelişim sürecini ve toplumsal uyumun niteliklerini belirleyen, bir toplumun gelişmişlik seviyesi üzerinde son derece belirleyici olan faaliyettir. Her şeyden önce çocukluk döneminde olan bireylerin yeteneklerini keşfetmelerini sağlar ve kendi hedeflerini belirleyerek bu hedefler doğrultusunda faaliyetlerde bulunmalarını mümkün kılar. Tam da bu yüzden bireysel gelişimin en önemli parçasıdır. Çoğunlukla birey üzerinden değerlendiriliyor olsa da özellikle çocuk eğitimi, toplumsa gelişmişlik açısından da belirleyici bir unsurdur. Toplumun elde ettiği kazanımların ve ilerlemenin temelinde çocukların çift kanatlı eğitimi yatar. Bu yüzden çocuklara verilen eğitimin; eşit, erişilebilir, kapsayıcı, kaliteli, nitelikli, uygun, etkin ve esnek olması, toplumun tam anlamıyla potansiyeline ulaşması için uygun bir altyapı oluşturur. Bireyin ve toplumun ihtiyaçlarını karşılaması açısından eğitim sistemi, tüm bu faktörleri içermelidir. Doğru bir çift kanatlı eğitim planı, sorgulayabilen ve bireysel anlamda kendini tamamlayabilmiş bir toplum oluşturmanın, sosyal ve ekonomik kalkınma yapıtaşlarının oluşturulması için en önemli unsurudur. Henüz çocukluk çağlarında, bireyin topluma nasıl ve ne şekilde katkı sağlayabileceğini öğretir. Özgüven kazandırır. Çocuğun empati yapma yeteneğini güçlendirir. Özsaygı oluşturarak bireysellik üzerine inşa edilmiş toplum bilinci oluşturulmasına katkı sağlar. Aynı zamanda toplumun her bir ferdinin işbirliği içerisinde uyumlu hareket edebilmesi ve vicdan gelişimi açısından da doğru eğitim planı, hayati bir öneme sahiptir. Çift Kanatlı Eğitimin Çocuklara Katkıları Nelerdir? Doğru eğitim, çocukların bilişsel, duyusal, sosyal gelişimlerini destekleyerek onların hayata hazırlanmasında önemli bir rol oynayan süreçtir. Tüm detaylarıyla doğru şekilde hazırlanmış bir çocuk eğitimi, birçok açıdan fayda sağlar. Özellikle dil ve iletişim becerilerinin geliştirilmesinde eğitim planının rolü son derece büyüktür. Özellikle çocukların vicdanlı bilim ve teknoloji ile buluşması açısından doğru eğitim, olmazsa olmaz konumdadır. Bu çift kanatlı eğitimin çocuklara sağladığı katkıları genel olarak şu şekilde özetlememiz mümkündür: * Çocukların bilişsel yeteneklerini geliştirerek doğa bilimlerine ve sosyal bilimlere olan ilgilerini artırır. * Duyusal gelişimi destekler. Çocukların sosyal bir varlık olmalarını, kendilerini toplumun bir parçası olarak hissedip empati yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olur. * Kelime dağarcığını geliştirir ve çocukların kendilerini çok daha etkili şekilde ifade etmelerini sağlar. * Matematiksel kavramları, işlemleri ve soyut düşünmeyi öğretir. * Bilimsel düşünme becerilerini geliştirir. * Çocukların duygularını tanımalarını ve ihtiyaç halinde bu duyguları tanımlamalarını mümkün hale getirir. * Çocukların kaba ve ince motor becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. * Vicdan gelişimi için çocukların toplumsal, kültürel ve bireysel farkındalığının artmasına destek olur. Tüm bunlara ek olarak doğru planlanmış bir çift kanatlı çocuk eğitimi, çocukların farklı kültürlere ve inançlara karşı saygılı bir tutum sergilemesinde önemli yere sahiptir. Doğru bir vicdanlı bilim ve çift kanat eğitimi, çocukların yaşamların boyunca hayatın her alanında başarılı birey olmalarını mümkün hale getiren zemini oluşturur. Çocuklarınızın Çift Kanatlı Eğitim Hayatlarını Nasıl Şekillendirebilirsiniz? Çocuklarımızın eğitim hayatlarını şekillendirmek, eğitimi desteklemek ve teşvik etmekle mümkündür. Bu yüzden çok küçük yaşlardan itibaren eğitim önemi hakkında bilinç kazandırmalıyız. Bununla birlikte çocukların eğitim hayatını şekillendirmede onların temel yetkinliklerini keşfetmenin de rolü büyüktür. Özellikle merak duygusu, yeni şeyler keşfetmeleri konusunda en önemli yardımcılarıdır. Merkak duygusunun gelişimi içinse, vicdanlı bilim eğitiminin rolü çok önemlidir. Bizler de çocuklarımızın merak duygularını teşvik edici tutumlar sergileyerek onların gelişimine katkı sağlayabiliriz. Teknolojik araçlar, okuma alışkanlığı, bilimsel deneyler, kültürel ve sanatsal etkinlikler, öğrenmeyi eğlenceli hale getirecek bilimsel faaliyetler çocuklarımızın geleceklerini şekillendirme konusunda oldukça ufuk açıcıdır. Çift Kanatlı Bireyler Geliştiren YGA Programları YGA, çocuklarımızın gelişimine odaklanan ve onların nitelikli bir eğitimle buluşmalarını sağlayan projeler ile her zaman çocukların, öğretmenlerin ve ailelerin yanındadır. Bu doğrultuda YGA tarafından geliştirilmiş ve çift kanatlı çocuk eğitiminin önemi hakkında teşvik edici birçok önemli proje mevcuttur. Bu projelerden ikisi Global Impact High School Programı ve Bilim Seferberliği Projesidir. Programın amacı çocuk eğitimi için en önemli parçaları bir araya getirerek, dünyadaki sorunlara hakim olan bir nesil oluşturmaktır. Ekiple birlikte hareket edebilme yetkinliği, yeni teknolojiler geliştiren, karşılaştığı problemleri bilimsel metotlarla çözüme kavuşturan çocukların yetiştirilmesini hedefleyen Global Impact High School Programı, toplumun her katmanından lise öğrencileri için oluşturulmuştur. Bilim Seferberliği ise, en parlak gençlerin, en dezavantajlı çocuklara bilim ve teknolojinin özünü götürdüğü bir sosyal kalkınma modelidir. Türkiye’nin her köşesindeki ihtiyaç sahibi okullara son teknoloji bilim setleri gönderilerek erken yaşta bilimle buluşturulan çocuklar, günümüzün sorunlarına teknoloji temelli köklü çözümler üretmeye çalışırlar. Dezavantajlı okullara Bilim Seti gönderilmesi, öğretmen eğitimi, bilim seansları ve bilim kampları ve mentorluk programı ile imkanları sınırlı, hayalleri sınırsız çocukları erken yaşta STEM eğitimiyle buluşturulmasına olanak sağlar.
Çocuk ve Vicdanlı Bilim: Çocuklara Bilimi Nasıl Sevdirebilirsiniz?

Çocuklar İçin Vicdanlı Bilim Nedir? Bilim, merakla başlar. Tıpkı çocukların dünyayı tanımaya çalışmaları gibi. Özellikle okul öncesi dönemde, çocuklar çok hızlı bir gelişim sürecinden geçer. Bu süreç, okul çağıyla birlikte eğitim ve öğrenimle pekiştirilir. Çocuklar bu dönemde, duyuları aracılığıyla yeni algılar keşfederler. Yeni algılar, yeni bilgiler demektir. Sorular sorma, sorgulama yapma, gözlemle sonuç elde etme çocukların doğal eğilimleridir ve hepsinin arkasında merak duygusu yatar. Çocuk gelişiminin bu en önemli döneminde, çocuklarımızı bilimle buluşturmak, onların akademik, duygusal ve kültürel zekâ gelişimini desteklemek için hayati önem taşır. Bunu yaparken, çocukların zihinsel gelişimlerini sağlarken, vicdanlarını da geliştirmek, onları çift kanatlı, hem donanımlı hem de vicdanlı bireyler olarak hayata kazandırmak için önemlidir. Bilim ve teknoloji, büyük etki yaratma potansiyeline sahip güçlü kaldıraçlardır ve bu kaldıraçların vicdanlı insanların ellerinde olması kritik öneme sahiptir. Vicdanlı bilim, bu noktada odağa alınması gereken temel bir prensiptir. Özellikle 0-6 yaş aralığında çocuklar, çevrelerinde gördükleri hemen her şeyi merak eder. Sorular sorar ve gerçeklikleri keşfetmeye odaklanır. Bu, merak dürtüsünün, yani bilimsel gelişimin ilk adımıdır. Bilim ve merak, çocuklarda ilk kez bu yaşlarda bir araya gelir. Ergenlik döneminin sonuna ve bazen de yetişkin haline dönüşen çocuğun tüm yaşamına, bu merak duygusu eşlik eder. Yapılan çalışmalar, çocukların yetişkinlik dönemlerinde 14-15 yaşına kadar karşılaştığı meslekleri tercih ettiğini göstermiştir. Bu yüzden vicdanlı bilim eğitimi, mutlaka çocukluk döneminde başlamalıdır. Geleceğimiz olan çocuklarımızın, bilimle erken yaşlarda tanışmasını sağlamak birçok açıdan toplumsal avantaj sağlar. İnsanlığın problemlerine köklü çözümler üretecek ilkleri hayata geçirebilmeleri için çocukları erken yaşta vicdanlı bilimle buluşturmak çok önemlidir. Çocuklar için Vicdanlı Bilim Eğitiminin Önemi Nedir? Çocuklar için vicdanlı bilim eğitimi, birçok açıdan önem arz eder. Her şeyden önce bireysel olarak bilim, çocukların geleceklerini şekillendirme konusunda destekleyicidir. Yeni kapılar ve ufuklar açarak çocuklarımızın gelişimini destekler. Merak duygularının ve yeni şeyler keşfetme isteklerinin beslenmesinde önemli bir yere sahiptir. Çocukların bir metoda, neden-sonuç ilişkisine bağlı olarak dünyayı ya da merak ettikleri şeyleri anlamalarını sağlar. Bunun yanı sıra çocuklar için bilim eğitimi, bireysel faydanın dışında toplumsal anlamda da önemli faydalar sağlar. Bu doğrultuda bilim ve çocuk ilişkisi, toplumun gelişmişlik düzeyi ve bilimsel konulara olan genel yaklaşımı kapsamında belirleyici bir faktördür. Çocuklarımızı erken yaşta bilimle tanıştırmak; gelecekteki mühendislerimiz, bilim insanlarımız, yenilikçi teknolojiler geliştiren çift kanatlı rol modeller olabilmeleri açısından önemlidir. Çocuklara Vicdanlı Bilim Eğitimi Nasıl Verilir? Çocuklar için vicdanlı bilim eğitimi, toplumun ve çocuklarımızın geleceği için hayati bir öneme sahip olmakla birlikte mutlaka doğru şekilde planlanmalıdır. Küçük çocuklar, dünyayı anlamaya ve çevresinde olup biteni kavramaya çalıştıklarında çoğunlukla basit ilişkiler kurmaya odaklanır. Bu durum, ilerleyen yaşa bağlı olarak daha kompleks bağlantılar üzerinden çevrenin keşfedilmesine evrilir. Tam da bu yüzden çocuklar için bilim eğitimi, tek bir düzlem üzerinde değerlendirilemez. Çocuğun yaşı ve içerisinde bulunduğu gelişim çağı, bilimsel eğitimin içeriği belirlenirken mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Çocuklarımıza iyi bir bilimsel eğitim vermek istiyorsak, bu noktada kesinlikle çocuğun yaşına ve ilgi alanlarına uygun olacak şekilde çift kanatlı bir eğitim yöntemi izlenmelidir. Her bir çocuğun özel olduğunu unutmadan doğrudan onların ilgi alanlarına odaklanmamız, bilimin eğlenceli yanlarını keşfetmelerini sağlar. Ayrıca çocukların bilimsel öğrenme sürecinin bir parçası olmasını sağlamak, biz çocukları bilime teşvik etmek isteyen yetişkinlerin en önemli görevlerindendir. Çocuklarımızın kendi kendilerine deney yapmalarını sağlayarak ve bu deney sonucunda elde edilenleri doğrudan keşfetmelerini mümkün kılacak bir ortam oluşturarak, bilimsel gelişimlerine katkı sunmamız mümkündür. Bunlara ek olarak bilimi gündelik yaşama taşımak, bilim seti gibi araçlardan faydalanmak ya da çocuklarımızı sorgulamaya teşvik ederek sorgulayıcı bir zihne sahip olmalarını sağlamak, çocuklar için bilim serüvenini destekleyecek unsurlardır. YGA Bilim Seferberliği’yle birlikte Twin bilim setleriyle 1 milyon çocuk teoriyi pratiğe, projeye, bir çıktıya dönüştürüyor. Elleriyle deneyler yapıyorlar. Böylece hem sosyal hem de duygusal becerilerini gelişiyorlar. Çocuğun Bilime ve Teknolojiye Olan Merakı Nasıl Arttırılır? Çocuklarımızı erken yaşlarda bilim ve teknoloji ile buluşturmak istiyorsak, her şeyden önce onlara örnek, rol modeller olmalıyız. Bunların yanı sıra çocukları sürekli olarak bilimsel aktiviteler içerisine dahil etmek ya da bilimsel metotların öğrenimini hızlandıran araç setleri ile gelişim süreçlerine destek vermek, onlar üzerinde teşvik edici bir etki oluşturacaktır. Bilimle ilgili kitaplar, bilim etkinlikleri, deneyler, bilim müzeleri ve elbette bilimi sevdiren projeler, çocuklarımızın bilimle çok daha verimli şekilde kucaklaşmasını sağlayacaktır. YGA’nın Bilim Seferberliği’yle ulaştığı bir milyona yakın çocuğun bilime olan ilgileri, YGA gönüllüleriyle yapılan bilim atölyleri sonrasında %97 artmıştır.* Öğrenciler çevresel farkındalık kazanıyor, yaratıcı düşünme ve problem çözme becerilerini geliştiriyorlar. Bir YGA girişimi olan Twin Science ile bilim setleriyle yaptıkları projeler, yaratıcılıklarını ve araştırma isteklerini artırıyor. Bu sayede, yaşamlarına yayılan bir problem çözme bakış açısı ve sürdürülebilir çevre bilinci ediniyorlar. Bilimle İlgili Kitap ve Dergiler Çocukluk yaşlarında okunan her kitap, özel bir bağın gelişmesinde zemin oluşturur. Çocuklar için bilim kitapları, çocuklarımıza bilim sevgisi kazandırma açısından hayati bir rol üstlenir. Bu kitaplar, sadece bilim hakkında bilgi vermez. Aynı zamanda bilimsel bilginin nasıl açığa çıkarılacağı konusunda çocuklara bir metodu takip etme yetkinliği kazandırır. Merak duygularını geliştirir ve yeni şeyler keşfetme konusunda çocuklarımızı destekler. Bilim Etkinlikleri ve Deneyler Bilim ve eğitim, gündelik yaşama uyarlanabildiğinde çocuklarımızın bilime olan ilgilerini artırmamız çok daha kolaydır. Gündelik yaşama dair deneyler, daha kompleks içeriğe sahip deneylerin yapıldığı bilimsel etkinlikler, çocuklarımızın bilimle kucaklaşmasında destekleyici rol üstlenir. Özellikle okul çağında bilim eğitimi açısından bilim etkinlikleri ve deneyler, oldukça teşvik edicidir. YGA’nın Çocuklara Vicdanlı Bilimi Sevdiren Projesi YGA, çocuklara bilimi sevdirmek amacıyla başlattığı “Bilim Seferberliği” projesi ile Türkiye’nin her köşesindeki çocuklarla bilim setlerini buluşturuyor. YGA’nın Bilim Seferberliği Projesi, öğrenci ve öğretmenlerin bilime ilgisini artırıyor. Bilim Seferberliği gibi projelere katılım, öğretmenler üzerinde derin ve çok yönlü etkiler yaratıyor. Türkiye’nin en parlak gençlerinin ve en dezavantajlı çocuklara bilimi götürdüğü bu proje, çocukların bilimi eğlenerek öğrenmeleri açısından teşvik edici olmasının yanısıra çift kanatlı rol modellere tanıklık etmeleri açısından da kıymetlidir. Mesleki gelişimleri üzerinde olumlu bir etki yaratarak, öğretmenlerin kendi mesleki pratiklerine ve kariyerlerine olan bakış açılarını yeniden şekillendiriyor. Öğretmenler, öğrencilerine sundukları bilgi ve deneyimlerle daha doğrudan ve anlamlı bir etkileşim kurma fırsatı buluyorlar. İnovatif yaklaşımları ve yenilikçi projeleri teşvik eden bilim setleri, günümüz sorunlarına çocukların erken yaşta teknolojik yaklaşımlarla çözüm üretmelerini sağlıyor. Bu vizyonla YGA, hiçbir meraklı zihin geride kalmayana dek sürecek bu seferberlikle, Türkiye’de 5 milyon çocuğu vicdanlı bilimle buluşturmak için çalışmalarına devam ediyor. Bilim Müzeleri Bilim müzeleri, çocukların bilimle tanışmasını ve bilimsel düşünme becerilerini geliştirmesini sağlayan harika birer aktivite alanlarıdır. Bilimin
